İnsanlığımız Sedye Olsun Çizmelerine
ellerimde uçmayı unutmuş bir kuşun sessizliği
bu nasıl susmak
bu nasıl göz yaşı
bu hangi karanlığın çaresizliği
simsiyah bir ölümü bembeyaz sayfalara dökemiyorum
sedyeleri bile ağlatıyor çizmelerinin çamuru, bak
önün arkan hep ateş, hep soğuk, hep kor
ve zor
içimizde büyüyen bu uçurumu yok saymak
anlat bize
ellerimizdeki bu kalem nasıl siler yüzündeki kömürü
nasıl anlatabilir emek emek işlenmiş ömrünü
bir haber bekliyor yüzüne muhtaç binlerce çift göz
ateş düştüğü yeri yakmadı bu sefer
cehennemde kaldı milyonlarca söz
bir ses ver gözleri kömür siyahı adam
bir ses ver karanlığın unuttuğu umuttan
tarifi imkansız bir sızı birikiyor avuçlarımızda
ömrünün kömüre emanet edildiği coğrafyanda seni bulmak
seni tanımak
seni anlamakta geç kalıyor insanlığımız
insanlığımız senin çamurlu çizmende
insanlığımız sedye olsun, ''insan'' kokan çizmelerine
bugün yüreklerimiz yerin metrelerce altına gömülüyor
bugün senin uğruna ölünüyor
senin uğruna helalleşiyoruz güneşle
ve ateşle tanışıyoruz böylesine yakından
ellerimizi açıyoruz göğe, maviler ölürken yokluğunda
bir avuç dua
bir avuç umut
biraz da güneş bırakıyoruz geleceğin yollara
gel hadi, bırakma bizi karanlıklarda...
(bugün tüm şiirler size, ömrünüze, emeğinize)
bir avuç dua bir avuç umut biraz da güneş bırakıyoruz geleceğin yollara
Offf
Yürek sesinizi hissetmemek mümkün mü?
🙂
👑 Sevgiyle kal.