Bir Soru Bin Cevapsızlık
Ölene kadar cevabını veremeyeceğim bir soru var içimde:
Her şeyi tek başıma yapmak zorunda kalmak beni büyüttü mü, yoksa içimde büyüyemeyen yaralı bir çocuk mu bıraktı?
Bazen cevaplardan kaçınır insan. Çünkü cevabın ağırlığını kaldıramayacağını hisseder. Benim de bu soruya verecek bir cevabım yok. Belki cevap, bir ağacın gövdesine işlenmiş halkalarda gizlidir. İlk halkada korku, sonra direnç, sonra belki kabulleniş… Ama hiçbir halka tam anlamıyla iyileşmeyi simgelemiyor.
Tek başına yürüdüğüm yolların taşları hâlâ ayaklarımı acıtıyor. Çocukken taşlar daha büyüktü sanki, adımlarım daha küçük. Her tökezleyişte düşe kalka öğrendim bir şeyleri. Öğrendim ama büyüdüm mü? Yoksa o çocuk düştüğü yerden bir daha hiç kalkamadı mı?
Büyümek bir şeyleri geride bırakmak demekse, ben eksik büyümüşüm. Çünkü her adımda geride bırakmam gereken yükleri daha sıkı tutmuşum. Kendimden vazgeçercesine. O yüklerin arasında bir çocuk vardı. Yaralı, sessiz ve kimseye anlatamadıklarıyla.
Ama o çocuk hâlâ içimde bir yerlerde. Belki büyümeyi reddettiği için bana yük oluyor. Belki de beni asıl ayakta tutan o. Yaralarımı saklayarak hayatta kalmayı öğreten, ama bir yandan her yalnız kalışımda beni kendi sorularıma esir eden...
Cevap nedir, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, her yalnızlık yeni bir yara açsa da o çocuk hâlâ konuşuyor. Sesini kısmak değil, dinlemek lazım belki de. Çünkü belki büyümek, yaraları unutarak değil, o yaralı çocuğu yanına alıp yola devam etmektir.
kader, suya düşen bir damladır; halkalar çizerken suyun yüzünde, insan o halkaların içinde doner durur. her halka bir anıdır, her anı bir derstir. ama halkalar suyun içinde kaybolmaz.her biri bir zincirdir, birbirine dolanır. büyümek, bu halkaların dansına ayak uydurmak, suların götürdüğü yere varmayı göze almaktır. suyun akışı kadar nazik, taşlara çarpışı kadar cesur olmak gerek.
büyümek, toprağım bağrında saklanan bir inci tanesi gibi, sabırla işlenir. sabır, halk edebiyatının en derin türküsüdür; sabır ki yarayı merhem eylerr, sabır ki acıyı türküleştirir. her insan bir destandır; destanın her dizesi bir mücadele, her nakaratı bir dua. büyümek, bu destanı kendi dilinde yazmayı öğrenmektir.
büyümek, bir kervan yolculuğu gibidir. kimi yoldaş olur, kimi yolda kalır. ama her durakta bir anlam vardır; her anlam, gönülden gönüle bir köprüdür. insan, o köprülerden geçerken yüklerini taşır ama kalbindeki sırları da bırakır. büyümek, bu sırların ağırlığını taşırken hafif kalabilmektir. çünkü her yük, bir hikâye taşır; her hikâye, bir menzile uzanır.
tebrikler…