Çocukluk Soruları Yetişkin Cevapları

Çocukken dünyayı anlamlandırmaya çalışırken sorduğum soruların, annemin bana verdiği cevaplarla şekillendiğini çok sonra fark ettim. O zamanlar masumca sorduğum soruların gerisinde, hayatı kavrama çabası vardı. Annem, her soruma kendi bildiği gibi, belki beni mutlu etmek, belki merakıma tatlı bir yanıt vermek için cevaplar uydururdu.


"Midede pervane mi var?" diye sormuştum bir gün. Yemeklerin nasıl öğütüldüğünü anlamaya çalışıyordum. "Evet," demişti annem, "Midenin içinde minik bir pervane var, yemekleri ufalıyor." Hayal gücüm, midemde dönen minik bir pervaneyi canlandırmıştı. Bu fikir, yemekleri çiğnemeyi gereksiz kılmasa da, öğütme işini tamamen pervaneye bırakmam gerektiğine inandırmıştı beni.


Yağmur yağdığında gökyüzüne bakıp, "Kim açtı muslukları?" diye sormuştum. Annem gülümseyerek, "Allah açtı," demişti. Çocuk aklımla gökyüzünün ardında kocaman bir su deposu hayal etmiştim. Kim bilir, belki biri yukarıda musluğu açık unutursa dünya sular altında kalabilirdi!


Bu cevaplarla büyüdüm. Zamanla öğrendim ki midede pervane yoktu, yağmurun oluşumu ise fizik kurallarına dayanıyordu. Ama işin garip yanı, bu basit gerçekleri öğrenmiş olmama rağmen, o çocukluk bilgileri zihnimin derinliklerine kazınmıştı. Bugün iyi bir akademisyenim, bilimsel gerçekleri çok iyi biliyorum. Ancak bazen hâlâ, çocukken zihnime işlenen o imgelerin izleriyle yaşıyorum.


Belki de travma dediğimiz şey, yaşadıklarımızdan çok, onlara yüklediğimiz anlamdır. Küçükken dünyayı anlamlandırmak için öğrendiğimiz yanlış bilgiler, büyüyünce de içimizde bir yerlerde var olmaya devam eder. Bilim bana midenin pervane ile çalışmadığını söyledi, ama yine de bazı anlarda içimde dönen görünmez bir pervaneyi hissediyorum. Ve yağmur yağdığında, bir anlığına da olsa, hâlâ birilerinin gökyüzünde muslukları açtığını hayal ediyorum.



12 Şubat 2025 1-2 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (6)
Yorumlar (2)
  • Çok güzeldi. Tebrik ediyorum Osman bey.

  • 46 gün önce

    Hakikat, çoğu zaman dağdan kopmuş bir kaya parçası gibi sert ve soğuktur, ama insan gönlü onu bir çömlekçinin eliyle yoğurur, harca katar, üzerine nakış işler, ona bir masal üfler.

    Belki de insan, sadece öğrendiğiyle değil, çocukken ezberlediği dualarla, ninnilerle, anasının dizinin dibinde dinlediği efsanelerle yaşar. Ve belki de hakikat, kalemin düzelttiği yanlışlarda değil, o yanlışların içinde saklı duran yürek sesinde gizlidir.

    Tebrikler