Gölgeden Aydınlığa

Babasının adı anıldığında insanların yüzünde beliren ifadeyi ezbere biliyordu. Kimileri saygıyla başını sallıyor, kimileri alaycı bir tebessümle dudaklarını büküyordu. O ise bu isimden sıyrılmak için yıllardır çabalıyordu. Bir ismin ağırlığı, bir gölgenin insanın üzerine çökmesi kadar yorucuydu.

Gölgeden çıkmak için çok okuması, çok çalışması gerekiyordu. Babasının mirası ona yalnızca bir soyadı bırakmamıştı; aynı zamanda ona biçilen bir kader de vardı. O kaderi değiştirmek istiyordu. Başarı onun için sadece bir hedef değil, bir zorunluluktu. İnsanlar onun kendi ayakları üzerinde durduğunu görene kadar, kendi değerini kanıtlayana kadar duramazdı.

Geceleri uykusuz kalmanın, defalarca hata yapıp yeniden denemenin, umutsuzluk anlarında bile vazgeçmemenin tek sebebi buydu: Kendine ait bir hayat inşa etmek. Babasının değil, sadece kendisinin olduğu bir hayat…

Gölgeden çıkmak, aydınlığa yürümekti. Ama kimse, aydınlığa giden yolun bu kadar dikenli olduğunu ona söylememişti.

Her şeyden sıyrılmak kolay olsaydı, herkes kendi yolunu çizebilirdi. Ama geçmiş, ayak bileklerine dolanan zincirler gibiydi; bazen fark etmeden sürükler, bazen de en ihtiyaç duyduğun anda seni yere çivilerdi. Osman, bunun bilincindeydi. Ne zaman bir adım atsa, insanların kulaktan kulağa fısıldaşan sesleri onu yakalardı:

"Babası gibi mi olacak, yoksa ondan daha mı iyi?"

İşte en çok bu soru canını yakıyordu. İnsanlar, onun başarılı olmasını istemiyorlardı; başarısız olmasını bekliyorlardı. Babasının hikâyesini ona bir kehanet gibi sunuyorlardı: “Nereye gidersen git, hangi kitapları okursan oku, babanın kaderinden kaçamazsın.”

Osman, tam da bu yüzden daha çok çalışıyordu. Geceleri masa başında eğilmiş, gözleri kızarana kadar kitapların satırlarına gömülüyordu. Bilgi, en büyük silahıydı. Düşünmek, en güçlü kalkanıydı. Ama içten içe korkuyordu da… Ya ne kadar uğraşırsa uğraşsın, yine de babasının gölgesinden çıkamazsa? Ya ne yaparsa yapsın, onun hatalarıyla anılmaya devam ederse?

İnsan, kaderini yazar mı, yoksa ona verilen kaderi mi yaşar? Osman, kendi hikâyesinin başkahramanı olmak istiyordu. Ama bunun için sadece okumak ve çalışmak yetmeyecek, en büyük savaşını kendisiyle vermesi gerekecekti.

02 Şubat 2025 2-3 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar