Her Şeyde Bir Hayır Vardır

Her Şeyde Bir Hayır Vardır






Dünyanın bir masalı var, kulaktan mulağa aktarılıp, hiç tükenmeyen bir tarafı var..Adını kendi katı kurallarından alan, evrimleşip beyninde zoraki bir yer edinen şey…

Şey ,mantığın uçsuz bucaksız çöllerinde bir vaha gibi durur. Absürtlüğün doruklarına ulaşmak için tek bir adım yeterlidir.Herkesin inanması gereken bir şey vardır, ama ne olduğunun pek de önemi yoktur. Çünkü aslında kimse tam olarak anlamaz. Önemli olan topluca inanıyormuş gibi yapmak ve sonra herkesin kendi bildiği şeyleri okumaya devam etmesidir.

Dünyada her şey kendi mükemmelliğini ilan eder. Herkesin elinde kutsal bir şey vardır ve her biri diğerinden daha doğru olduğuna inanır. Aynı şeyin farklı yorumlarıyla, tuhaf dertleriyle ortaya çıkar. Kimisi sağa sapar, kimisi sola. Ama herkes bir şekilde doğru yolda olduğuna inanır. Birbirine dua eden, ama aynı zamanda birbirinin canını okuyan şeyler, absürd bir komedinin baş karakterleridir. Aynı Tanrı’ya dua ederken bile birbirini anlamayan bu şeyler, aslında neye inandıklarını bile tam olarak bilmezler.

Bayram sabahları birdenbire herkesin yüzünde beliren zoraki bir gülümseme ile başlar. Herkes birbirine iyi dileklerde bulunur, ama içten içe "bu da nereden çıktı şimdi?" diye düşünür. Ramazan boyunca oruç tutup sonunda büyük bir ziyafet çekmek, ironinin doruk noktasıdır. Yani yemek yiyin! Aç kalmanın erdemi, sonunda mide fesadıyla kutlanır. Çünkü oruç tutmak, sonuçta büyük bir ziyafete hazırlanmak için yapılan bir prova , şey değil midir?

Gündelik hayatın içinde, şey ritüelleri birer sosyal etkinlik haline gelir. Cuma namazına gitmek, bir tür sosyal buluşma noktasıdır.Kutsalın derinliğinde, ibadetin sosyal bir gösteriye dönüştüğü anlar, ironinin sessiz çığlığına dönüşür. Ayine katılmak, bir toplumsal statü sembolü olur, inancın derinliği, yüzeydeki parıltıya kurban edilir. Leyin! Ayine katılın! Çünkü ibadet, kutsal bir görev değil, toplumsal bir gerekliliktir.

Şey ve şeyler birbirini tamamlayan ve aynı zamanda çelişen tekil ve çoğullardır... İnsanlar, şeylerini yaşarken, kimi zaman bu şeylerin ironik ve gülünç yönleriyle karşılaşır. Şey ritüeller ve şeyler , kutsalın ve gündeliğin iç içe geçtiği bir sahne sunar. Bu sahnede, şey ve şeyler kavramları, hem kutsalın hem de sıradanın ironik bir dansını sergiler. Şeyin ciddiyeti ve gündeliğin eğlencesi, absürd bir komedinin tam anlamıyla yeridir.

Bu tiyatro sahnesinde, oyuncular ve izleyiciler, ironinin ve alayın iç içe geçtiği bir oyun oynar. Herkesin kendi rolünü oynadığı bu trajikomik yeryüzünde, şeylerin ve ritüellerin imkansız tanıkları, düşündürücü bir şekilde sahneye çıkar. Kutsalın ciddiyetiyle gündeliğin komedisi, bir araya gelerek düşündürücü ve tebessüm ettiren bir gösteri sunar.

Şeylerinizi alın gelinn !

15 Aralık 2024 2-3 dakika 68 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (3)
  • 3 ay önce

    İnsanlar kavramların içini boşaltmayı çok seviyorlar. İnançlı olmak ya da olmamak kişinin tercihine kalmış bir durum. Ama insan olmaya dair şeyler de var. Onlar tercihe bağlı olmayan, herkesin önem vermesi gereken şeyler… Merhamet, saygı, dürüstlük gibi…

    Ama maalesef tüketim toplumuyuz sonuçta. Alışverişte önüne geleni alıp tüketen insanlar, böyle olmazsa olmaz değerleri de tüketiyorlar. Saygısız, sevgisiz bir toplum çıkıyor ortaya bu yüzden. Çok düşündürücü bir yazıydı. Keyifle okudum.

    Tebrikler…

  • Doğru tespitler var evet Can, ama herkes niyetine nail olur bana göre. Statü için camiye giden statü kazanır gibi. Ben oruca istidatlı değilim bünye olarak ama istemeyerek başladığım oruçtan hep hafifleyerek ve huzurla çıkıyorum. Bir de Kabe, sembolik bir ev mesela ama kalbini hazırlayıp gittiğinde, o manyetik alandan etkileniyorsun. İçindeki çekim gücü seni ne tarafa meylettirirse o tarafa gider ve oradaki hazlardan hoşlanırsın. Bunları düşünmen, sorgulaman ve bize de sorgulatman harika. Tebrik ediyorum.

  • Günün yazısını ve yazarını tebrik ediyorum. Daha nicelerine Can.