Hiç Mümkün müdür

İnsanoğlu, varoluşunun başlangıcından itibaren etrafındaki dünyayı gözlemleyerek bir anlam arayışına girmiştir. Gökyüzünün muazzam genişliği, yıldızların düzeni, atomların kusursuz hareketleri ve insan bedenindeki mükemmel işleyiş, tüm bunların rastgelelikten uzak olduğunu, büyük bir hikmetin ve sonsuz bir kudretin eseri olduğunu gösterir. Peki, böylesine ince bir düzen ve adalet içinde işleyen bir sistemde, insana verilen akıl ve vicdanın işaret ettiği en büyük gerçeklerden biri olan hesap ve adalet tecelli etmez mi? Hiç mümkün müdür ki, bu kusursuz düzenin ve hikmetli yaratılışın sahibi, iman edenleri mükâfatlandırmasın ve inkâr edenleri cezalandırmasın?


Hikmet ve Adaletin Delilleri


Etrafımıza baktığımızda, kainattaki her varlığın belirli bir ölçüye ve düzene tabi olduğunu görürüz. Güneş, ay ve gezegenlerin hareketlerinden, suyun buharlaşmasına ve tekrar yağmur olarak yeryüzüne dönmesine kadar her şey hassas hesaplarla yönetilmektedir. Bir ağacın tohumdan filizlenip koca bir ormana dönüşmesi, her mevsimde farklı bir düzenin tecelli etmesi, suyun belirli bir ısıda kaynayıp belirli bir soğuklukta donması; hepsi bir yasa, bir ölçü ve bir hikmet dahilinde yürütülmektedir.


İnsan bedeninde de aynı hikmeti görmek mümkündür. Gözler, en küçük ışık kırılmalarını dahi algılayacak şekilde yaratılmış; kulak, sesin dalga boylarını mükemmel bir düzen içinde işleyerek duymamızı sağlamaktadır. Kalp, ritmik bir şekilde atarak vücuda kan pompalar ve hiçbir an duraksamadan hayatın devamını sağlar. Akciğerlerimiz, her nefeste vücudun ihtiyacı olan oksijeni alıp, zararlı karbondioksiti dışarı atar. Peki, bu kadar hikmetli ve ölçülü yaratılmış bir varlık olan insan, amellerinden dolayı bir karşılık almayacak mıdır?


Hiç mümkün müdür ki, insanın en küçük organını dahi faydasız yaratmayan bir kudret, onun hayatını ve yaptıklarını da sonuçsuz bıraksın?


Dünya Hayatında Tam Adaletin Tecelli Etmemesi


Bu dünya hayatında tam bir adaletin sağlanmadığını gözlemleriz. Zalimler kimi zaman cezalandırılmadan hayatlarını sürdürürken, mazlumlar çoğu zaman hak ettikleri karşılığı göremeden bu dünyadan göçüp giderler. Nice masum, zulme uğrar ve dünyada hak ettiği adaleti bulamaz. Nice iyilik sahibi, karşılık görmeden bu dünyadan ayrılır. Eğer bu hayatın sonunda hiçbir hesap görülmeyecekse, o halde kainatta var olan düzenin, hikmetin ve adaletin bir anlamı kalır mı?


Oysa biz, bir toplumda bile adaletin tecellisini bekleriz. Bir hırsız yakalandığında ceza almasını, bir mazlumun hakkının korunmasını isteriz. Peki, kainat çapında düşünecek olursak, en küçük bir adaletsizliği bile kabul etmeyen bir yaratıcı, bu dünyada tam olarak tecelli etmeyen adaleti büyük bir mahkemeye bırakmaz mı? Hiç mümkün müdür ki, sonsuz adalet sahibi, adaleti tecelli ettirmesin?


İnsanın Ahiret İçin Yaratıldığına Dair Deliller


İnsanın dünyadaki yapısı ve ihtiyaçları, onun yalnızca bu geçici hayatta var olmak için yaratılmadığını gösterir. İnsan, sınırsız hayaller kurar, fakat ömrü sınırlıdır. Sonsuzluk arzular, ama ölüm kaçınılmazdır. Ebedi saadet ister, ancak dünya hayatı geçicidir. Bu çelişkiler, insanoğlunun yaratılış amacının yalnızca bu dünya ile sınırlı olmadığını, daha büyük bir hayatın onu beklediğini gösterir.


İnsana verilen vicdan, akıl ve irade gibi yüksek kabiliyetler de yalnızca dünya hayatı için verilmiş olamaz. Bir hayvan, içgüdüleriyle yaşar, doğar, büyür ve ölür. Ancak insan, iyilik ve kötülük arasında seçim yapabilen, doğruluğu ve yanlışlığı idrak eden, geçmişi ve geleceği düşünen bir varlıktır. Eğer insan yalnızca dünya hayatı için yaratılmış olsaydı, bu kadar yüksek bilinç ve ahlaki sorumluluk ona verilmezdi.


Hiç mümkün müdür ki, insana böylesine yüce yetenekler veren bir yaratıcı, ona ebedi bir hayat bahşetmesin ve yaptığı her şeyin karşılığını tam olarak vermesin?


Sonuç: Büyük Mahkemenin Kaçınılmazlığı


Bütün bu deliller gösteriyor ki, insanın varoluşu ve kainattaki düzen, büyük bir hesap gününün ve sonsuz bir hayatın varlığını zorunlu kılmaktadır. Hikmetle yaratılan her şeyin bir anlamı olduğu gibi, insanın da dünyadaki hayatı ve amelleri boşa gitmeyecek, tam bir adalet sağlanacaktır.


O halde, hiç mümkün müdür ki, sonsuz hikmet sahibi bir yaratıcı, bu kadar ölçüyle düzenlediği bir kainatta, insanın yaptıklarını hesapsız bıraksın? Hiç mümkün müdür ki, imanla ve ibadetle ona yönelen kullarını ödüllendirmesin, zulme ve inkâra saplananları cezalandırmasın?


Hayır, bu mümkün değildir. Çünkü adalet, hikmet ve rahmet sahibi olan Allah, her şeyi bir hesap ve ölçü ile yaratmıştır ve her şeyi bir sonuca ulaştıracaktır.


27 Mart 2025 4-5 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar