İnsan Bu Hale Nasıl Gelir

Her gün aynı gelmeye başlayınca insan kendini karanlık bir çukurda gibi hissediyor. Artık eskisi gibi mutlu uyanmanın tadını, güneşli bir güne "merhaba" demeyi, normalde her zaman yaptığı şeylerden keyif almanın hazzını unutmaya başlıyor. Hava her zamankinden daha soğuk, gökyüzü olması gerekenden daha koyu, insanlar ise daha çekilmez bir hâle geliyor.

Her gördüğümde yüzümde tebessüm oluşturan kedileri göremiyorum sokakta. Bebekleriyle oynayan küçük çocuklar sanki yoklar artık. Yediğim yemeğin, içtiğim suyun bile anlamını kaybettiğini hissediyorum neredeyse.

Peki, bir insan nasıl bu hâle gelebilir? Ne görmüş olabilir? Ne yaşaması gerek? Asıl önemli olan, bu çukurdan çıkması için ne yapması gerektiğidir. Yalnız başına bir insan, koskoca evrenle nasıl mücadele edebilir? Veya böyle olmak en doğrusu muydu?

Hayatın aslında sürekli bir kısır döngüden ibaret olması, aynı şeyleri yaşayan milyarlarca insanın verdiği farklı tepkilerle yeni hikâyeler doğuruyor ortaya. Yeni hayatlar, yeni umutsuzluklar, yeni maceralar, yeni mutluluklar... Evren için çok kısa ama bizler için uzun sayılabilecek bu hayatta, kendi hayatımızı bu şekilde yaşamamız doğru mu?

Yaşanabilecek o kadar güzel duygu varken… Âşık olmak varken… Sevmenin, sevilmenin hazzını tatmak varken… Ya da çok sevdiğimiz bir hobiyi, bir işi yaparken yaşayabileceğimiz bu hayatı neden karamsarlık, umutsuzluk ve sefalet içinde geçiriyoruz ki? Bir insan neden kendine bunu reva görür?

En son ne zaman âşık olduk? Ne zaman birinden karşılıksız iyilik gördük? Ne zaman çok sevdiğimiz bir hobiyi sürekli hâle getirebildik? Bunların cevabını düşünerek verirken, en son yaşadığımız kötü bir olay ya da umutsuzluğa kapıldığımız depresif hâllerimiz zihnimizden hiç çıkmıyor. Hep beynimizin bir köşesinde yer ediniyor.

Peki, mutluluk neydi o zaman? Pahalı bir hayat mıydı? Yanımızda sadece ilgi için tuttuğumuz insanların ağzından çıkan yalan sözler miydi? Bunların hiçbiri değildi. Asıl mutluluk, bu hayatta kaybedecek hiçbir şeyimizin olmamasıdır.

Para her zaman kazanılır ya da her zaman yeni insanlarla tanışabiliriz. Her şeyin bir telafisi, bir muadili vardır. Ancak asla elde edemeyeceğimiz tek şey, gerçekten mutlu olduğumuz zamanlardır. Boşa geçen bir ömrü, boşa geçen bir saniyeyi bile kimse bize geri veremez.

Hoş, belki de zamanı geri alma imkânımız olsa bile insan şaşar, beşer; yine aynı hataları yapmak gibi bir kusurumuz, bir defomuz var. Belki de "Hak ettiğimiz buymuş." deyip bazı şeyleri kabullenmemiz gerekiyor.

Bir gün, belki her şey anlamını geri kazanır. Belki bir gün, her insan mutlu olmanın nadirliğini ve hayatın sürekli değişken bir anomali olduğunu bilerek yaşar.

02 Nisan 2025 2-3 dakika 18 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar