İstese Yapardı
Özgürlük… Herkesin istediğini sandığı, ama aslında çok az insanın göze alabildiği şey. Çünkü özgürlük, yalnızlığı da beraberinde getirir. Gerçeklerle yüzleşmek, bir şeylerin artık geri dönmeyeceğini kabul etmek, içindeki o son umudu da öldürmek demektir. Oysa umut, insanın en tatlı zehridir. Zehir olduğunu bile bile içeriz, çünkü o olmadan yaşamanın nasıl olacağını bilmeyiz.
Birini beklemek, bir ihtimale tutunmak, en acı veren gerçeklerden bile daha güvenlidir bazen. Çünkü o ihtimal var oldukça, asıl gerçekle yüzleşmek zorunda kalmayız: Yalnızız. O, düşündüğün gibi hissetmedi. O, düşündüğün kadar sevmedi. O, düşündüğün kadar cesur değildi.
Oysa hayatta bazı şeyler tartışmaya açık değildir. Sevgi, kararsızlığı kaldırmaz. Özlem, mesafeye sabır göstermez. Gerçekten isteyen, bir yol bulur. Yapmadıysa, demek ki istemedi. Bu kadar basit. Ama biz basit olanı karmaşık hale getirmekte ustayız. "Belki zamanı değildi" deriz. "Belki korktu" deriz. "Belki o da istiyordur ama yapamıyordur" diye avunuruz. Ama gerçekte, kimse durduğu yerde zincirlenmiş değildir. Hepimiz, içimizde cesareti bulduğumuz an harekete geçebiliriz.
Geriye tek bir ihtimal kalır: İstese yapardı. Yapmadıysa, yapmayacak. Bunu kabul ettiğin gün, zihnindeki ağırlıklardan kurtulursun. Ve işte o an, gerçekten özgürsündür. Çünkü artık kimseyi beklemiyorsundur. Çünkü artık bahaneleri ezberlemek yerine, gerçeği kabulleniyorsundur.
Ve o gün, hayatın sana fısıldadığı şeyi nihayet duyarsın: Kendin için yaşa.