İyi Niyet Kadar Bilinç de Gerekli
Tanrı bizi iyi niyetlilerden korusun, çünkü cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir. Bu sözde, insanlık tarihinin en büyük yanılgılarından birinin altı çizilir: İyi niyetin her zaman iyi sonuç doğuracağı inancı. Ancak bu yanılsama, özellikle ailelerin çocukları üzerindeki etkisi ve yakınlarımızın bizim adımıza aldıkları kararlarla somutlaşır.
Ailelerin, çocuklarını koruma içgüdüsüyle yaptıkları müdahaleler, çoğu zaman bilinçten uzak iyi niyetin trajedisini sergiler. “Senin iyiliğin için” diyerek alınan kararlar, çocukların hayallerini bastırır, kişiliklerini şekillendiren süreçleri sekteye uğratır. Bir çocuğun geleceğini şekillendiren şey, ebeveynin iyi niyeti değil; bilgi, farkındalık ve çocuğun bireysel kimliğini anlamaya dair çabasıdır.
Yakın çevremizin bize dayattığı sınırlar da aynı tuzağı barındırır. Kimi zaman arkadaşlarımız, dostlarımız, hatta hayatımıza yeni giren insanlar “senin iyiliğin için” diyerek yolumuza taş döşer. Oysa bu taşlar, onların kendi zihin dünyasındaki korkuların, önyargıların ve bilinçsizliğin ürünüdür. İyi niyet, kendi başına bir yol gösterici değil, ancak bilinç ve zekayla desteklendiğinde faydalı bir rehberdir.
Bir iyilik, yalnızca iyi niyetle yapılmaz. Bilgiyle, empatiyle, ve doğru analizle harmanlanmadığında, en iyi niyet bile yıkıcı olabilir. Hayatımıza değer katan insanlar, bize kendi doğrularını değil; bizim potansiyelimizi görebilen, bize alan açan ve bilinçli bir rehberlikle destek olanlardır.
Belki de en büyük erdem, kendi niyetlerimizi sorgulamaktır. İyi bir şey yaptığımızı düşünürken, gerçekten bir iyilik mi yaptığımızı sorabilmektir. Belki de o zaman, cehenneme değil; daha anlamlı ve pozitif bir geleceğe giden yollar döşeyebiliriz.