İyilik Üzerine

İyilik, birini kaldırmak, ona destek olmak, bir ışık gibi karanlıkta yol göstermektir. Fakat, iyilik yapmanın da bir sınırı vardır. Her yardımı bir yük gibi taşımak, her el uzatmayı bir borç gibi görmek, insanın kendini bir tür sahiplenme aracı olarak konumlandırmasına yol açar. İyiliğin gerisinde bir beklenti varsa, o iyilik değil, bir tür kontrol arzusu vardır.

Birine iyilik yaptığınızda, karşılık beklemek insanın doğasında olabilir. Ancak, bu karşılık beklentisi zamanla bir bağ kurar; ama bu bağ sevgiyle değil, borçluluk duygusuyla şekillenir. İyi niyetle atılan her adım, ona “Senin hayatın bana bağlı” diye bir yük ekler. İyilik, kendi yolunu açacak şekilde yapılmalı, başkalarına kendini borçlu hissettirmemeli. Eğer yapılan iyilik, minnettarlık ya da sonsuza kadar sürecek bir borç gibi hissettiriyorsa, aslında en baştan yanlış bir yola girilmiş demektir.

İyiliğin en güzel hali, karşılık beklemeden, bir çıkar gözetmeden yapılmasıdır. Çünkü gerçekte, iyilik yapmak, birine sahip olmak değildir. Birine yardım etmek, ona daha fazla özgürlük, daha fazla insanlık kazandırmaktır. O yüzden, ne kadar iyilik yapmış olursanız olun, kimseye, ona sahip olma hakkı tanıyamazsınız. Minnet, bir ömür boyu sürecek bir boyun eğiş değil, iki insanın birbirine duyduğu saygının ve eşitliğin simgesidir.


29 Mart 2025 1-2 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar