Kaderi Anlamak Üzerine

Kaderi Anlamak: İrade, Dua ve Tevekkül Üzerine Derinlemesine Bir İnceleme

1. Kader ve İrade İlişkisi

Kader, Allah’ın ezeli ilmiyle olmuş ve olacak her şeyi bilmesi ve bu bilginin belirli bir düzen içinde ortaya çıkmasıdır. İnsan ise bu kader çerçevesinde kendisine verilen irade ile seçimler yapma yetisine sahiptir. Ancak bu irade, sınırlıdır. İnsan, yaratılışı gereği iyilikte oldukça zayıf, kötülükte ve yıkımda ise etkili bir varlıktır. Örneğin, bir ağacı büyütmek yıllar alırken, onu baltayla kesmek birkaç dakikada mümkündür. İnsan da hayatında iyiliği inşa etmek için sabır, gayret ve dua ile mücadele etmek zorundayken, kötülüğe kapılmak çok daha hızlı ve kolay olabilir.

Bu noktada insanın elinde iki büyük imkan vardır: dua ve istiğfar. Dua, insanın iyiliğe yönelimini artıran bir güçtür. Allah’tan yardım isteyen bir insan, farkında olmadan kendisini iyiliğin kapılarına doğru itmiş olur. İstiğfar ise kötülüğe meyli azaltan bir kalkandır. İnsan hata yapabilir, ancak hatasında ısrar etmek yerine af dileyerek tövbe ederse, kaderin olumsuz yazgısına karşı kendi içinde bir dönüşüm başlatmış olur.

2. Allah’ın Kainattaki Kanunları ve İnsan İradesi

Allah kainatta kusursuz işleyen kanunlar koymuştur. Fizik kuralları nasıl değişmiyorsa, ilahi düzen de aynı şekilde işlemektedir. Ancak insanın akıl ve şuur sahibi olması nedeniyle ona nispi bir irade verilmiştir. Allah, insanın kalbinde beliren niyetlere, yönelimlere ve hislere değer vererek olayları yaratır.

Örneğin, bir insan hayatında büyük değişimler yaşamak istediğinde, kalbinde bu isteği güçlendiren hisler gelişir. Eğer insan bu hislerini beslerse, kaderin kapıları da o yönde açılır. Ancak burada önemli bir nokta vardır: İnsan çoğu zaman iradesinin nasıl şekillendiğini bile fark edemez. Çünkü bu irade, geçmiş yaşantılarının, bilinçaltına işlenen duyguların ve yaşadığı hadiselerin etkisiyle oluşur.

3. Geçmiş Deneyimlerin ve Hissiyatın Kader Üzerindeki Etkisi

İnsan farkında olmadan geçmişte yaşadığı olayların etkisiyle bir hissiyat geliştirir ve bu hissiyat, gelecekteki tercihlerini belirler. Örneğin, çocukluğunda güven problemi yaşayan bir insan, yetişkinlikte Allah’a tevekkül etmekte zorlanabilir. Çünkü bilinçaltı, geçmişte edindiği korkularla hareket etmektedir.

Bu nedenle kaderi anlamak, sadece gelecekte olacakları değil, geçmişin insan üzerindeki etkisini de çözümlemeyi gerektirir. İnsanın duaları kabul oluyorsa, bu yalnızca şu an yaptığı bir eylemin sonucu değildir; belki yıllar önce attığı bir adım, bir düşünce, bir his, Allah’ın takdiriyle bugüne yön vermiştir.

4. Kaderi Şekillendiren Temel Unsurlar

Kaderi anlamaya çalışırken şu dört temel unsuru göz önünde bulundurmalıyız:

• İlahi Takdir: Allah’ın sonsuz ilmiyle her şeyi bilmesi ve her şeyi hikmetle yaratması.

• İnsanın İradesi: İnsan, kendi tercihleriyle hayatına yön verir ama bu irade sınırlıdır.

• Sebep-Sonuç İlişkisi: İnsan yaptığı tercihlerle belirli sonuçları oluşturur.

• Dua, Tevekkül ve İstiğfar: İnsan iradesinin eksikliklerini tamamlayan, iyiliğe yönelten ve kötülükten uzaklaştıran manevi dinamiklerdir.

Sonuç: Kader ve İnsan İradesi Arasındaki Denge

İnsan kaderin mutlak olduğunu kabul etmeli, ancak aynı zamanda iradesinin de önemini anlamalıdır. İnsan neyi isterse, Allah onun hissiyatını dikkate alarak bir yol açar. Ancak bu isteğin nasıl oluştuğunu da sorgulamak gerekir: Gerçekten saf bir iradeyle mi istendi, yoksa geçmiş travmaların ve bilinçaltı kodlamalarının bir sonucu mu?

Sonuç olarak, kaderi anlamanın yolu dua, istiğfar ve tevekkülden geçer. İnsanın elindeki irade ne kadar zayıf olursa olsun, Allah’ın rahmeti her şeyden geniştir. Önemli olan, insanın hangi kapıyı çaldığıdır. Eğer insan, iyiliğin kapısını çalmaya devam ederse, kader de onu o yöne sevk edecektir.


24 Mart 2025 3-4 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (2)
Yorumlar (2)
  • 11 gün önce

    Çok güzel bir çalışma olmuş Osman Hocam. Alnımızda ne yazıldıysa, kul onu görür. Bu değişmez. Tebrikler...

  • Bütün yazdıklarınızın sonucuysa mutlak kader, sonuca razı olmak da isyan etmek de bu mutlaklığa dahil. Yani sonuca üzülmek de sevinmek de isyan etmek de -bir parça- bizi en nihayetinde, kader dediğimiz bütünlüğe sevk eden. Bir de istiğfardan anladığım şey insanın sürekli kendisini güncellemesi mevzusu. Çünkü dün inandığım şeylere bugün inanmayabilirim, dün sevdiğim şeyleri bugün sevmeyebilirim gibi gibi. Beni dünümle değerlendirenler bilmezler ki Güneş de her gün batıp yeniden doğarak, bir gün öncesine istiğfar eder yani veda eder bir nevi. Tecrübelerimin adıdır günde yetmiş kere istiğfar etmek. Her istiğfar bir düşünce makamını, basamağını geride bırakmaktı. Bizim irademizle, elimizle oluşan bu mutlaklığı Allah' ın önceden bilmesi, benim onu seçmeme ve yaşamama gölge düşürmeyecektir. Çünkü; neyi seçeceğimi bilmem gerekecek, 'yaşayıp tecrübe ederek'. Değerli kalem tebrik ediyorum. Zengin içerikler okuyorum daima kaleminizden.

    Dipnot: Ha yine de kader üzerine anlamadığım, anlamlandıramadığım şeyler çok. Bu şeyi niye yaşadım kabilinden, sonrasında da mutlak kabulleniş. Çünkü yaşamam gerekiyordu. Anladığımda ancak hikmet perdeleri açılmış olacak zihnimde. Sorgulayış, kabulleniş, böyle bir döngü benim kendimde hissettiğim. İlerisi için kaderimden çıkaracağım ders ise; bu durumu tekrar yaşamamak için nasıl tedbir alabilirim, temkin sahibi olabilirim vs... Ama bazen bütün tedbirleri yıkan "kadere olan inancım sabit" her daim.:)