Keşkesiz Bir Yaşam İçin
Bir insan ölümü hiç aklına getirmeden, onun kaçınılmazlığını hiçe sayarak hayatı nasıl ciddiye alabilir? Günler akıp giderken, sabahlar geceleri takip ederken, her şey sanki sonsuzmuş gibi yaşanır. Ama bir gün, hiç beklemediğin bir anda, ölüm gerçeği karşına dikilir. O zaman anlarsın: Hayatı gerçekten kavrayabilmek için ölümü bilmek gerekir.
Ölüm, bir sona işaret ettiği kadar, hayatın anlamını da belirler. Eğer ölümsüz olsaydık, zamanın kıymeti olur muydu? Her gün birbirinin aynısı olmaz mıydı? Oysa her şeyin sonlu olduğunu bilmek, en basit anlara bile büyü katıyor. Gün batımının renklerini bu kadar güzel yapan, onun sonsuza kadar sürmeyeceğini bilmemiz değil mi? Sevdiğimiz insanlara sarıldığımızda hissettiğimiz o yoğunluk, bir gün ayrılabileceğimizi bildiğimiz için değil mi?
Kimi insanlar ölümü düşünmemeyi bir kurtuluş sanır. Sanki görmezden gelirlerse yok olacakmış gibi… Ama ölüm, kaçtıkça yaklaşıyor, unuttukça hatırlatıyor kendini. Başkalarının kayıplarında, bir hastane koridorunda, yaşlanan yüzümüzde, suskun bir mezar taşında… Onu düşünmemek, hayatı gerçekten yaşamak mıdır, yoksa yaşarmış gibi yapmak mı?
Belki de mesele, ölümden korkmak ya da onu unutmaya çalışmak değil. Asıl mesele, onun farkında olarak yaşamak. Her günü, bir daha geri gelmeyecek bir hediye gibi görmek. Sevdiklerine içtenlikle sarılmak, bir rüzgarın dokunuşunu hissetmek, gülümseyen bir yüzü uzun uzun izlemek… Çünkü bir gün her şey sona erecek. Ve o gün geldiğinde, hayatı ciddiye alıp almadığımızı kendimize soracağız. Keşke dememek için, bugün gerçekten yaşamak gerek.
Bir kafesin içinde, nefes almanın bile bir lütuf gibi satıldığı bu hayatta, keşkelerimizle sarmalanmışız. Dar alanlar, sıkışmış hayatlar, çelikten yasalar… Kimi zaman kendimizi bir Tanrı gibi güçlü, kimi zaman bir Şeytan gibi kurnaz, ama çoğu zaman yalnızca bir insan gibi çaresiz hissediyoruz.
Keşke doğmasaydım diyenlerin sesi, mezarlık taşlarına kazınmış pişmanlıklarımızlayız.Keşke bu yolu seçmeseydim diyenlerin ayak izleri, kurumuş kan ve terle döşenmiş. Keşke o gün o kararı almasaydım diyenler, rüyalardan uyanıp duvarlara çarpıyor. Ama hiçbir keşke zamanı geri saramıyor.
Tebrikler…