Kıymet Bilmek

Kimi zaman insan unutur… Var olduğu âlemi, aldığı nefesi, sahip olduğu her nimeti düşünmeden yaşar. Oysa her şey bir anlam taşır, her şey bir işaret. Allah’ın sayısız nimeti, her anımızı kuşatan rahmeti göz önünde iken, bu hakikati görememek nasıl bir perdedir insanın kalbinde?


İbadet zor gelir mi, eğer insan Rabbi’ni tanısaydı? İnsan, yaratılmış olmanın anlamını kavradığında, ibadet yalnızca bir yükümlülük değil, bir huzur vesilesi olurdu. İnsan bilir ki, namazda secdeye vardığında dünyadan arınır; ellerini açıp dua ettiğinde yalnız olmadığını hisseder. Ama kıymetini bilmek gerekir.


Bir bardak suyun kıymetini susuz kalan, bir lokmanın değerini aç olan bilir. Ya hayatın ve bizi yaşatanın kıymetini? Allah bize dünyayı süslerle donatmış, rızkımızı elimizin altına koymuş, sonsuz bir sabırla bizi beklemiş. Peki biz O’na hamd etmekten nasıl geri durabiliriz?


Eğer kıymet bilinseydi, insanın gözleri daha keskin olurdu. Güzellikleri daha net görürdü, nimetlerin arkasındaki hikmeti kavrardı. Hangi çiçek, hangi yağmur damlası, hangi kuş sesi Allah’ın sanatını yüceltmez ki? Fakat kalp kıymet bilmeyince, göz de kör olur. İnsan kendi dar dünyasına sıkışır ve asıl saadeti kaçırır.


Bu yüzden dua etmek gerek: “Allah’ım, bize en çok sana kıymet vermeyi nasip et. Kıymet bilmeyenlerden eyleme bizi. Seni gücendirmeyelim, en çok seni sevelim.” Çünkü en çok sevgiye ve kıymete layık olan, her şeyi var eden Rab’dır.


İmtihanlarımızı anlayıp, onları bir şikâyet değil, bir hikmet vesilesi olarak görmek, kıymet bilmektir. Ve Allah’ı sevmek, aslında insanın kendisini bulmasıdır. Çünkü insan, ancak Yaradan’a yöneldiğinde gerçekten tamamlanır.



26 Ocak 2025 1-2 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar