Mistik Aforizmalar 2

İftar vakti yaklaşırken sokaklarda bir hareketlilik başlar. Fırınlardan yayılan ekmek kokusu, market raflarına uzanan eller, gözlerin parıltısında yankılanan bir heyecan… İnsanlar oruçlu hallerinde yiyeceğe doğru bir telaş içinde koşarlar. İştiha, midelerinden yükselen açlığın sesidir; iştiyak, bekleyişin sabırla harmanlanmış arzusudur; lezzet ise bu bekleyişin mükâfatıdır. Üçü de aynı sofrada buluşur ama birbirinin aynısı değildir. İştiha, bedensel bir çağrıdır; iştiyak, ruhun sabırla olgunlaştırdığı duygudur; lezzet ise yalnızca damakta değil, varlığın her zerresinde hissedilen kavuşmadır.

İnsanın bu koşuşturmasını düşünürken gözümüzü semaya çevirsek ne görürdük? Hiç durmadan dönen, birbiriyle çarpışmadan ahenkle süzülen gezegenleri… Orada telaş yoktur, her şey bir ölçüye bağlanmıştır. Gezegenlerin açlığı yoktur, iştihaları yoktur, nefsani arzuların girdabında savrulmazlar. Onları birbirine çarpmadan döndüren kudret, insana irade vererek onu bu düzenin dışına koymuştur. İnsan, iştiha ile hareket eder, iştiyak ile yön bulur ve lezzet ile durulur. Ama bazen, yanlış yörüngelere girer, açgözlülüğüne yenik düşer, sabrını yitirir ve kendi iç çarpışmasını yaşar.

Gezegenler için yazgı neyse, insan için irade odur. Semadaki yıldızlar çizgilerini hiç aşmazken, insan her gün yolunu çizer. İftar öncesi koşuşturan bedenlerin ardında, aslında bir başka koşu vardır: Anlamın peşinde, sabrın içinde, umudun kıyısında… Açlık, yalnızca mideyi değil, ruhu da eğiten bir hâkimdir. Ve belki de insanı yıldızlardan üstün kılan budur: Aç kalmayı seçebilmek, bekleyerek arınabilmek, iştahı terbiye ederek iştiyakı büyütebilmek…

01 Mart 2025 1-2 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (2)
Yorumlar