Önümüzdeki İki Seçim
Hayatımızda en önemli iki seçim vardır:iş ve eş seçimi. Bu seçimler insanın öyle bir acemi zamanında yapılır ki,mutsuzluğu da beraberinde getirir çünkü bazı duygularımıza yenik düşerek bazen doğru kararlar veremeyebiliriz.Belli bir yaştan sonra meslek değiştirmenin kolay olmadığı gibi,eş değiştirmek de pek mümkün değildir bu nedenle ya elimizdekiyle yetineceğiz ya da çeşitli maceralara atılarak hayatımızı ziyan edeceğiz.
Biz insanların en büyük zaafı,söylemleriyle eylemlerinin uyuşmamasıdır.İşe yeni giren işçi düşünün, içgüdüsel olarak hemen bir farkındalık yaratmak,dikkat çekmek,göze girmek,oradakilere hemen çeki düzen vermek ve ön plana çıkmak gibi gayret içerisinde olduğunu göreceksiniz.Oysa belli bir işi belli bir saaatte yapmanız beklenir hepsi bu.Sonra ise eski işyeriyle kıyaslamaya başlar,"orada böyleydi,ben şunu yapardım bunu yapmazdım" vs. Sizler de haklı olarak şöyle demek istersiniz:
"Mademki orada başarılıydınız neden oradan ayrıldınız?"
"Mademki burasını beğenmiyorsunuz, burada neden çalışıyorsunuz?"
"Mademki orası buradan yüksek maaş veriyor,vaktini neden harcıyorsun?"
Söylemek istediğim aynen şu:Biz her şeyi ve herkesi kendi kalıbımıza sokmak istiyoruz,bu mümkün değil.Evliliklerde asıl tehlike budur."Babaevinde ben şöyleydim,bekarken şunları şunları yapardım."ile başlayan cümleler kavgalarla ve boşanmalarla sonuçlanıyor.İş hayatı ile evlilik hayatını birbirlerine çok benzetirim;
Birisinde 'iş arkadaşınız'olur,diğerinde 'hayat arkadaşınız',birisinde sorumlu olduğunuz müdürünüz ve patronunuz vardır,diğerinde çocuklarınıza ve karınıza karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeniz gerekir.Birisinde sabredip çalışır ve emekli olursunuz,diğerinde sabredip cennete gidersiniz.Birisinde mutlu olan diğerinde de mutlu,birisinde başarılı olan diğerinde de başarılı oluyor genellikle.
"Sabah işiniz için akşam eşiniz için traş olun,"derdi mesleğe yeni başladığımız yıllarda şeflerimiz.İkisi de namus ve şeref meselesidir.
Çok basit bir örnekle açıklayacak olursak; akşama kadar dolaştığımız ayakkabılarımızı kapı önüne bırakır odaya öyle gireriz.Yatağa girerken üstümüzü başımızı çıkartır pijamalarımızı giyeriz.Bazı huylarımızı ve alışkanlıklarımızı da tıbkı ayakkabımız gibi,pijamalarımız gibi yerli yerinde bırakalım,inanın hayatınızda hiçbir sorun kalmayacak.
Hepsine katılmakla beraber, alışkanlığa dönüşen huyların terki kolay değil diye, eklemek istiyorum Hüseyin bey. Mesela çocuk yetiştirirken, eğer evde küfür edilmiyorsa çocuk bunu huy edinmez ve biz de onu dışarıdan korumak için dediğiniz yöntemi kullanabiliriz. Yani ayakkabı gibi küfrü de kapıda bırakmak. Çünkü eve ait değil.
Çokça tebrik ediyorum. Teori ile pratik birleştiğinde bahsettiğiniz uyum yakalanacak diye umarak. Selamlar, sevgiler.