Ahir Zamanda El Kızı

Ahir Zamanda Elkızı
"Sana bu zamana kadar hissetiremedikse de"

Hayat zordu.
Bu hikaye de olduğu gibi.
Hayatta en zor olanda annelere rağmen ahir zamanda elkızı olmaktı.
Ömür`ün hayatı son bir aydır bermuda üçgeni gibiydi.
Ailesi, sevdiğinin ailesi ve en önemlisi Okan...
Sevdiği....
Bazen yaşadıklarına kendisi dahi inanamıyordu.
Bir ay gibi kısa bir süre içinde hem evlenmiş,hem boşanmış her şeyden önemlisi kardeşlerini özellikle de erkek kardeşlerini hayranlıkla izlemişti Sanki her gün havadan sudan meseleler yüzünden olay çıkaranlar onlar değildi.Bir aylık bu süreç içinde dünyanın en olgun iki beyefendisi gibi davranmışlardı.
Onlarla gurur duyuyordu...
Herkese ve her şeye rağmen :
-"Ömür, şunu unutma ki ne olursa olsun bu evde sana ait bir yer her zaman olacak" demişti abisi sofrada...
Kardeşi ise :
-"Abla,babama rağmen yanındayım ve senin en doğru kararı vereceğine inanıyorum.Sakın abla sakın,verdiğin karardan pişman olursan yuvana dönmekten utanma .Burası her zaman senin de evin..Sana bu zamana kadar pek hissettiremedikse de.."
Kardeşi Selim daha lafını bitirmeden Ömür sofradan ağlayarak kalktı. Hiç alışık değildi böyle sözlere,içi sevgi dolu böylesi sözlere....
Kız kardeşi Tuğçe:
-"Anne, amma da sulu gözmüş senin bu kızın."diyerek lafa girdi.
Aslında söylemek istediklerini ağabeylerinin kendisinden önce söylemiş olmasına bozulmuştu.
Bir kız kardeş olarak abilerinden önce ablasının yanında yer alması gerekmez miydi.
Her zaman kızkardeşler birbirine daha yakın....her neyse kız kardeş erkek kardeş ne fark ederdi ki sonunda dördü de kardeşti.
Anneleri de çocuklara gözyaşlarını hissetirmemek için "Ben şu kıza bir bakayım." bahanesiyle banyoya yöneldi.
Kızına sımsıkı sarıldı.Şükretti Rabbine bu kadar güzel evlatları ona nasip ettiği için
Çok değil tam iki gün sonra yaşanan tüm bu güzelliklerin ardından işler karışmaya başlamıştı.
Baştan beri sessiz kalıyor gibi görünen babası tam söz akşamı muhteşem bir final yapmıştı.
Babası amcalarının hatırına o akşam eve erken gelmişti.
Daha sonra öğrenmişti ki sevdiğinin annesi de ricaları kıramadığı için gelmişti.
Ömür istemeye ne demekse bu istemek
Her şeye rağmen güçlü olmalıydı.
Önlerinde yaşanacak koca bir ömür vardı.
Her şey o geceye kadar gayet iyi gidiyordu en azından görünür de . . .
Sevdiği ve annesi Makbule Hanım`ı bahçe kapısında gördüğünde
Ömür heyecanlanmayı bile unutmuş sadece dua ediyordu kimsenin bir rezillik çıkarmaması için
İçeriye misafirler davet edilmiş ve biraz hoşbeşin ardından konuya girilmişti.İşte o an Ömür bir şeylerin ters gittiğini sezdi.
Okan`la Selim muhabbeti koyulaştırmıştı ama Makbule Hanım`dan ses çıkmıyordu.
Ömür, annesinin göz işaretiyle ikram ettiği kahvelerin boş fincanlarını toplarken Okan`la göz göze geldi.
Okan "panik yapma her şey yolun da" der gibiydi gözleriyle.
Belki de Ömür`e öyle geliyordu.
Nihayet Makbule Hanım dudak ucuyla:
- Allah`ın emri, Peygamber`in kavli ile...diyerek söze başladı.Ve "Madem çocuklar birbirini sevmiş bize de rıza göstermek düşer"diyerek sözlerini tamamladı.
Ömür şaşırmıştı,bu nasıl kız istemeydi?... Makbule Hanım onu mecburiyetten mi kabul etmişti gelinliğe?Ama Okan bunu neden sezdirmemişti bu güne kadar ?
Ömür Makbule Hanımın Okan'a olan düşkünlüğünün farkındaydı ama bunun hastalık derecesin de olduğunu düşünmemişti.
"Bize rıza göstermek düşüyor!.....
""Bize rıza göstermek..."
Ardından babasının sözleri....
Kulaklarına inanamıyordu.
-Benim verilecek kızım falan yok.Zaten amcalarının ısrarıyla geldim.
-Bizde kızlar babadan istenir, madem vermiyorsunuz bu iş burada biter.
Bu iş burada biter....
Güçlü olmalıydı ama neden?
Güçlü olmak istemiyordu.
Yok olmak istiyordu.
Yaşanacak bir ömrü vardı Ömür'ün önünde.
Hem yok olmak istenince de yok olunamıyordu..
Yaşayacağı upuzun bir yol vardı yaşanacak.
O yolu bundan sonra belki Okansız yaşayacaktı.
İlk defa o akşam iliğine kadar hissetti pamuk ipliğine benzer bir ilişkileri olduğunu Okan'la oysa o her zaman ilişkilerini sağlam temeller üzerine kurulduğunu düşünmüştü.
Yanılmak ne kadar kolaydı.
Yanılmaktan bıkmıştı.
Bundan sonra her ikisi de kendi kaderini yaşayacaktı. Eğer bir gün kader her ikisini de aynı kazada birleştirmeye kalkarsa kadere iman etmeye devam edebilecek miydi ?
Kaderde tekrar kazada buluşmak varsa o zaman geldiğinde bu sevginin yükünü tekrar taşıyabilecek miydi ?
Hayatında ki soru işaretleri ne kadar fazlalaşmıştı.
Gelecekle ilgili soru işaretleri kadere imana yapılmış bir suikast gibi geldi o an Ömüre.
Kadere iman için bu güne dönmesi gerekiyordu.
Döndüğü yerde acılar onu beklese de
Bugünü yaşamak varken yarına dair soruların altında kalmak
O geceyi uykusuz geçirdi
.Zihni parçaları dört bir yana savrulmuş yap boz gibiydi.Gönlü Rabbine yalvarmayı öğrenmişti.
'Allahım hayırlı bir çıkış nasip et. Gönlümü ,zihnimi ferahlandır.Bana yardım et' Amin aminnnn.
Duasıyla birlikte kulağında dostlarının sesleri yankılandı.Ona dua eden gönüllerin olması bir nebze rahatlatıyordu içini.Belki Okansız gececek bir ömür vardı önünde ama dostlarının herşeye rağmen onun yanında olacağında emindi.Bu rahatlatıyordu daralan yüreğini.
Sabah namazından sonra biraz dalmıştı.
Annesi uyandırmaya kıyamadı saat ondu.
Kızının bu saatlerde uyanık oluşuna alıştığı için bu uykuyu akşamın yorgunluğuna ve kızgınlığına yordu.
Oysa uyumuyordu Ömür annesinin onu uyduğu zannettiği zamanlarda sadece gözlerini sımsıkı kapatıyordu.
Okan2ı düşünüyordu.
Sevdiğinden daha nasipli olduğu bilmek ona tuhaf bir huzur veriyordu.
Okan'ın durumu ondan daha zoru.
Onun bildiği kadarıyla hiç dostu yoktu. Her zaman yalnızlığı çok sevdiğinden bahsederdi Okan.
Yalnız başına olmak bu dünyada zordu.
Sevdiğiyle konuştukları şeyler tekrar zihnini bulandırmaya başladı. Makbule Hanım için bir keresinde 'Annem 28 yaşında 3 çocukla dul kalmış o günden sonra her şeyimizle o ilgilenmiş.Bizim için hayatını gençliğini feda etmiş.Hepimize düşkün ama özellikle bana düşkün 'demişti.O zaman
'Böyle bir annenin bedelini tek başına ödeyeceksen beni niye oyalıyorsun. Yok eğer beraber ödeyeceksek teferruatlar için bu kadar çok zaman harcıyoruz Ben seninle bedel ödemeye hazır iken'
O gün yanlış anlaşılmaktan korktuğu gönlünden geçirdiklerini söylememişti.
Okan'ın Makbule Hanım ile ilgili söylediklerini 'Annenin sana olan düşkünlüğünü anlıyorum.Ama ben sana sahip olmak değil seninle bir ömür paylaşmak istiyorum 'diyerek geçiştirmişti.Belki geçiştirmeseydi.Bu düşkünlük değil düpedüz dünyadaki tek erkek evladını el kızına kaptırma telaşı diyebilseydi Her şeye rağmen cesur olabilseydi. Belki de o berbat geceyi yaşamazlardı. O zaman daha az mı üzülürdü.?
Dün ve gelecek arasına sıkıştığını hissetti.
Tam gelecekle ilgili soruları bir kenara bırakmışken şimdide geçmişte yapamadıkları için üzülüyordu.
Kültürümüzdeki elin kızı hikâyesi bir kere daha kazanmıştı.
Bizim analarımız her ne hikmetse erkek çocuklarını 'elin kızı' hikâyesi ile büyütürler.
Bir dantela gibi işlerler minicik beyinlere 'elin kızı senaryosunu' İleride oğulları büyük adam olduğunda seçim yapmaları kolay olsun diye yaparlar bunu isterler ki oğulları onu seçsin.Zaferi elin kızına kaptırmak işlerine gelmez.
Zaferi ve oğullarını kazanırlar çoğunlukla kaybettiklerinin farkına varmadan.
Peki kaybettikleri
Neden bir anne dünyadan çok sevdiği varlığı seçim yapmak zorunda bırakır.
Aslında bu seçimden çok blöfü andırır.
Ve dünün çocukları bugünün 'eş adayları' bu blöfü yutar yada yutar görünür.
Okan böyle bir blöfü yutmuştu.
Annesi:
'Ya sevdiğin ya da ben' demişti.
Okan'a Okan'ın çık fazla seçim hakkı yoktu.
Hayatının 24 yılının bedeli olarak sevdiğini annesine satmıştı.
Ya babası Benim verilecek kızım yok demişti.Büyümek böyle bir şey ise o büyümek istemiyordu.Baş ucundaki cep telefonu rahat bırakmıyordu.Küçük kalmasına izin vermiyordu. Melodisiyle 'efendim' dedi güçlükle arayan Okandı.
Fısıldayan bir ses tonuyla 'Sen benim için çok önemlisin .Ama benim....' diyor ve gerisini getiremiyordu.
Ömür büyümek zorunda oluğunu hatırlayarak' 'Evet senin için çok önemliyi biliyorum.Biliyorum ki senin bir annen var ve ona bedel ödemek zorundasın.Seni gerçekten anlıyorum sana bir ömür dua edeceğim Allah yardımcın olsun.'
Ahir zamanda elin kızı olmak kadar zor olan şey büyümekti.
Okan gibileri var olduğu müddetçe Ömür büyümeye mahkûmdu

28 Eylül 2010 8-9 dakika 5 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (1)
  • 14 yıl önce

    keşke gerçek olmasaydı diyerek ve içim burkularak okudum malesef gerçek olduğuna sıkça tanık olduğuğumuz bu tarz öyküleri ... kutluyorum yazınızı 😙