Aysel Abla
Evlendiği günü dün gibi hatırlıyorum,tekbirler eşiğinde telli duvaklı babaevinden çıkarken benden birkaç yaş büyük kuzenlerimle gözyaşlarımıza boğulmuş ve sonradan tanıdığım hacı amca tarafından uyarılmıştık:" Çocuklar,ağlamayın bu kadar,yıkayın elinizi yüzünüzü bakayım." Evlerinin önünde küçük bir çeşme vardı okula gidip gelirken su içer bazen de arkadaşlarımızın üzerine avuçlarımızla suyu sıçratıp çocukça eğlenirdik.
Çocukluğumdan bu yana hiç acı sözünü duymadım,annemle Manisa'ya vardığımızda çok sevinmiş,dualar etmiş ve yemeğe davet etmişti,sofrada sadece kuş sütü eksikti.Ailecik geçirdiğimiz o hoş sohbetlerin telafisi artık mümkün değil,üzerine bastığımız kara toprak;yaş,cinsiyet,garip,zengin,makam tanımadan bağrına basacak hepimizi teker teker.
Uzun zamandır amansız hastalıkla mücadele eden Aysel ablanın vefat haberini almış olmanın hüznü içerisindeyiz,bizler senden razıydık,Rabbim de senden razı olsun,toprak seni incitmesin,kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olsun...
Bizler biliyor ve inanıyoruz ki:
"Hastanın inlemesi tesbihtir (sübahanellah demektir), bağırması tehlildir (Lâ ilâhe illallah demektir), nefes alıp vermesi sadakadır, uyuması ibadettir, bir taraftan bir tarafa dönmesi ise cihattır. Allah meleklerine şöyle buyurur: 'Kuluma sıhhatinde yaptığı en iyi ameli yazınız.' Hasta iyileştiğinde de günahsız kalkar."
Kendisine gani gani rahmet,kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Güle güle güzel insan,kalbimizde yaşayacaksın.