Duanın Gücü

Hastane koridorlarında beklemek, insanın içindeki sabrı en çok sınayan anlardan biridir. Annemin yoğun enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatırılmasının üzerinden üç gün geçmişti. Doktorlar, tedaviye olumlu yanıt verdiğini söylüyorlardı ama içimde tuhaf bir sıkıntı vardı. Akşam üstü, odasında otururken birden monitörler hızla alarm vermeye başladı. Annemin oksijen seviyesi tehlikeli şekilde düşmüştü. Hemşireler koşturarak odaya girdiler, doktorlar acil müdahale için toplandı. O an, tüm tıbbi imkanların yetersiz kaldığı o ince çizgide, insanın çaresizlikle yüzleştiği o anda buldum kendimi.


Elim ayağıma dolandı. Oksijen maskesinin altındaki annemin solgun yüzüne baktım. Titreyen ellerimle telefonumu çıkardım. Bir arkadaşıma mesaj attım:


"Ne olur, dua et. Annemin durumu kötüleşti."


Sonra, ortak grubumuza yazdım. Yaklaşık 150 kişi vardı o grupta. İçlerinden bazıları annemi tanıyordu, bazıları sadece isminden haberdardı ama hepsi birden harekete geçti. O anda şehirlerin farklı köşelerinde, hatta belki de dünyanın farklı ülkelerinde insanlar aynı anda dua etmeye başladı.


Ve işte o an...


Monitörlerin keskin alarm sesi yerini daha sakin, daha düzenli sinyallere bıraktı. Doktorlar birbirlerine şaşkınlıkla bakarken, annemin solunumu normale dönmeye başladı. O an gözlerimi kapattım ve içimde tarifsiz bir minnettarlık hissettim.


Duanın gücüne inanıyorum. Çünkü biliyorum ki, tüm kainat, her zerresiyle tek bir iradeye boyun eğer. Sorunları yaratan da, çözen de O’dur. Biz yalnızca O’na ulaşmanın yollarını ararız. Ve bazen, en saf, en içten yakarışlarımız o yolları açar.


Bütün mesele, O’nu ikna edebilmekte...



30 Ocak 2025 1-2 dakika 17 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar