Düğün Paraları
Günlerdir,haftalardır hatta aylardır konuşulmuştu o yöredeki cimri düğün sahibinin davul zurna eşliğinde göbek atıp havaya saçtığı liralar.Herkesin ağzı bir karış açık kalmıştı yerdeki paraları görünce,o gece çalgıcılar durmak bilmemiş,oynayanlar "kemik yok mu bunlarda?"dedirtmiş ve toplanan paralar dudak uçuklatmıştı.
Gerçek ise açığa şöyle çıkmıştı:
Eskiden köylere çerçiler gelirdi-ufak tefek tefek tuhafiye malzemesini,incik boncuğu ve oyuncakları atına yükler,mahalle aralarında satardı-onun sesini duyan tüm kadınlar ve çocuklar etrafını sarar,sokaklarda bayram havası eserdi.Çerçiler ile yapılan tatlı pazarlıklar bazen hoş sohbetlere ve kalıcı dostluklara dönüşürdü.Yazın kavurucu sıcaklığında soğuk su ve ayran ikram edenlere,az da olsa,indirim yapardı.
Kap kacak almak için gittiği çalgıcının karısı,hışımla gelip kocasına çemkiriyordu:
-Utanmıyor musun beni rezil etmeye,ne biçim adamsın sen?
-Ne oldu?
-Bir de soruyorsun,al paralarını başına çal!
-Ne oldu,söylesene!
-Bu paraların hepsi sahteymiş.