Misket Oynamak Yasak
Misket oynamanın yasak olduğu doksanlı yıllarda öğrenci olmak,ayrıcalıktı.Neden mi,yakalanınca hem misketlerinizden olurdunuz hem de ensesinize hafifçe tokadı yer ve söz verirdiniz:
"Öğretmenim,bir daha oynamayacağım."Öğretmenimiz de şöyle tehdit ederdi:
"Bir daha yakalarsam sınıfta bırakırım seni." Sınıfta,okul bahçesinde,sokaklarda ve yollarda şak şuk sesleri eksik olmaz,iki kişi oynarken diğerleri başına toplanıp taraftarlık yapardı:
"Hadi vur onu,al misketlerinin hepsini!" Basit bir oyun gibiydi fakat etkisi haftalarca sürerdi,belki bu yüzden yasaklanmıştı:
Yenende sürekli hırs oluşuyordu,yenilende ise intikam duygusu.Atıcılıkta yeteneği olanlar vurduğu misketleri alarak poşetler dolusu misketleri olur bu da hasetliğe yol açarak kavga kaçınılmaz olurdu yani kazanma-kaybetme neticesinde kumara dönüşürdü.
Uyanık arkadaşlar vardı hem arkadaşları misket oynamak için teşvik ederler hem de oynayanları her teneffüste öğretmene şikayet ederlerdi:
"Öğretmenim,arka bahçede misket oynuyorlar."
Her yasağın bir alternatifi vardır,misketler toplanıldığında,miskete benzer yuvarlak taşları toplayıp oynamaya başladık.Müzik defterimizden,resim defterimizden ya da matematik defterimizden devamlı sayfalar kopartıyorduk,ceplerimiz para gibi demet demet kağıtla dolardı.Bazen tatlı pazarlıklar da yaşanırdı:
- Ben bu yaprağı almam,resim defterinden olsun.
-Yanımda şuan yok,yarın getirsem...
-Unutma!
Babalarımıza defterimizin bittiğini söylediğimizde iyice sevinirler,çalışkan olduğumuzu sanarak başlarımızı okşayıp"aferin"derlerdi.
Bir keresinde misket oynarken kaybettiğim zaman ağladığım günler olmuştur. Hey gidi çocukluk yılları. Bu yazı için tebrikler Hüseyin Hocam.