Bende Kalanın
gün oldu gittim ben o yaşlı şehirden
sen kaldın dar sokaklarında
biçare dolanıp durdum diyar diyar
lakin sen hala oradaydın
ve siluetinde o tozlu camda
bende kalanın budur
ben günlerce ağlardım gizlice
sonra çaresizce çeker giderdim
sen kahkahaların son sınırındaydın
ve görmezlikten gelirdin beni sinsice
sonra bir bir geçerdi temmuz geceleri
lakin sen daima şen şakraktın
bende kalanın budur
sevdandan kekeme oldum bir sabah
sen dalgasına vehmettin
dilim bir çembere sıkışmışken
ve boğazıma çökmüşken geceler
günlerin döngüsü durdu benim için
sen engebesiz yolunun kekremsi tadındaydın
bende kalanın budur
yer yer bozkır başağı gibi kavrulurken
sen yayla rüzgarının esintisindeydin
tarla kuşları vuruluyordu uzaktan
dilim damağım kururken
oysa
sen radyodaki şen şarkıdaydın
bende kalanın budur
günlerce tekinsiz bir cümlende kaldım
sense başıboşluğun zevkindeydin
halbuki ilk
gözlerinin kuytusunda pusuna düşmüştüm
ve vurulduğum o yerdeydim nicedir
sen cemre düştü hevesiyle baharın muştusundaydın
bende kalanın budur
gün geldi bir hastanın
hastane penceresindeki son bakışıydım
sen ise sırt üstü serpilmiş temmuz yazı gibiydin
ve yayla kuzularının melediği bir akşam
kayıp düşmüşken bir yıldız
sen bir dilek daha tutmanın keyfindeydin
bende kalanın budur
nurla/yağmur
2020 haziran