Bir Varmış Bir Yokmuş

diyorum ki güzel kadın;
birazdan bize veda edelim
her cenkte galip
aşkta mağlup komutan Caesar ve
mısır tanrıçası Kleopatra misali…
diyorum ki güzel kadın;
bu gece son kez
veda edelim İstanbul’a Konstantinos gibi
belki atalarımız kadar olamadıysak da
biz de karadan nice kağıttan gemiler yürüttük
ve amansızca akın ettik, yağmaladık aşkımızın otağını
ve kaç mevsim göğe oklar fırlattık Nemrut’un kulesinden
şimdi durduğumuz her istasyonda yanlış yerdeyiz
ve ulaştığımız her kavşakta bize dönüş yolu yok
diyorum ki güzel kadın;
bir masal akşamı düşün, düşsün bana
sardunya kokusuna kapılan İzmir gibi
kederim boğulsun fabrika bacalarından tüten dumanla
biz kaybolduk asırlık gecekonduların dar sokaklarında
ve diyorum ki güzel kadın;
bizi sansürlenmiş kadim bir şiir gibi düşün
ve Babil kütüphanelerinde yakılan kitaplar misali
harlanan ayrılığın alevine teslim edilen tarih gibi
cezalandırılmış isimlerin hiyerogliflerden ve
kitabelerden silinmesi gibi…
senle ben
sonu kötü biten bir masal gibiyiz
Romeo ile Juliet
Leyla ile Mecnun
Ferhat ile Şirin
Mem û Zîn…
bunlar hepsi birer yalan, birer masal
oysaki biz gerçektik
ve diyorum ki güzel kadın;
gençliğimizin son saatlerinde
Moğol akınlarından ağlayan Anadolu gibiyiz
hayatımız geçip gidiyorken
ayrılığa zincirlenmiş hüznün gözaltındayız
hayallerimiz İstanbul avlularındaki kesilen ağaçlar gibiyken
beni hâlâ sana aşık olarak düşün, güzel kadın,…