Dilo
ruh filozofu gibi kalem sallamak
kirlenen havaya ah çekmek
titrek kalem tutan yüreğe
yetmezdi ...
tiyatro sahnesinde bir bölümdü
yaşam içinde emeksiz...
yaşam felsefesi doruğun en uç noktası
bitiminde izlersin en uzun koşuyu
ima, imla ne olduğu anlamı taşırdı
her sözü bir yabancılaşmaydı
şimdiki aşklar avuntu özü sözü tutmaz
gelincık tarlasının son kalıntıları
ne duyulur nede derman
gönül tenceresi kaynamaz
mart ayı ile ısınan toprak
demi kalkar şaha kal öyle
yoluna cam parçacıkları serilir
beyhüde aşkın sonu pejmürde olur
''tencere yuvarlanır kapağını bulur''
kışı sevmeyenin baharı olmaz
mevsimler bizi avutur bahara
sığmaz dert kederimiz
avuntu yağar aşk gövdesine
bahar yağmurları
tuz oldun bendeki yaraya
derken
üşümekte titrek anılar
insan edebini aklayarak
görmez simasini ruh dünyası
açtık ama tok ruhumuzla...
kala kaldık
serseri ruhlara
ax dilo..
vay dilo
01/03/2011 - Karataş
yüreğinize kaleminize sağlık hocam
👍👍👍👍👍👍👍👍👍