Dün Bugün Yarın

En uzun yoldu bu
Pirinç boyundan kısa,
Ömür gibi...
Arpa boyuna ışık yılıyla yakın,
Ölüm gibi...
Ömür zincirine eklenen
Günler bir bir dünde.
Dünden bugüne geçişte
Yalan olur herşey,
Baki kalan görünüme
Ekleniyor sade bir beyaz...
Yukarda değil her yerde yaren
Serde yarenlik var.
Beni benden irdeleyip
İkramı önüme dizer
Ama bilirim ki bu ikram
Hep bugün için var
Kader derler seçime
Seni de sen seçeceksin...
-Dünü ile olgunlaşır insan
yarını ile değil-
-Dünü olmayan birgün olmaz
Yarını olmayan "bugün" olur-
-Dünden bir fazla sevmiş olabilirsin
Ama Yarından hep bir eksikdir-
-Dünün zafiri, yarının hamisi
Bugünün sefiriyiz unutma-
Buğday tanelerini kurutan
Güneşlere soralım
Siğil kurudu mu
Ya da herbir tanesine denenin
Kaçar ayet okumalı, ilahi bir nefesle...
"Artık gözlerime yas değil yasaklısın
Ki görmek istediğim sen, yoksun
Baktığım her yerde
Tükendi bu sevda
Hergün ellerimde
Dönme sakın dönme
Bilmedim, diyelim mi?
Dünümde anım yok
Ki günümde sevcan
Yarınıma sened yok
Ki dilimde lerzan
Dönme sakın dönme
Sevmedim diyelim mi"
Bu sebeple
Vazgeçmişliğimin namesi
Katmerlenen gecelerin
Tan ağartısında okunur.
Hep keramet ki kızıllığı
Bir nur topu yuvarlanır en dipten
Göğün üstüne
Ya da biz ya da bizler
Düşeriz gün dediğimiz günlükten başaşağı,
Çünkü döner dünya
Getiririz ferasetle onu başımızın üstüne
Tepetaklak olunca peki başımız göğe erdi mi?
Gecelere dalmış olabilir
Tekerlek gibi düşünce
Alıcı kuşlar
belki de
Baştacıdır yıldızların
Gurur kirpiklerimizden fırlayan tornado ufuklara
İlerlerken
Pişti oluruz yine bilmukabil
Hissizliğin gülüşüyle
Nerede harcadın bu zamanı demezler mi sandın?
Gece değilsin ki sen,
Ruhuna giyinmişsin bir kara urba
Kim kimi düşlerken
Kendini bulmuş da bununla avunur
İçimizdeki fenerler yanmalı
Sadece..
Rüya denen bir alem düne
Hayal denen bir alem yarına ait değil de ne?
Bugün geniş bir zamanla
Uyandığım odalar
Beni uzak evlerin sarı lambaları ile
yine alır içine
Geçmiş ve gelecek
Olmuş ve olacak
İçimizdeki ışık oluşanla
Ne zaman parlayacak...
-Sendim dediğin biri daha geçer kapından, kendimi ne çok biliyormuş(s)um gibi-
Ay senden daha parlak değil ki
Yüreğin neden bu kadar çıplak?
Ay senden daha soğuk ama
Yüreğin içliksiz buza kesiyor bak
Canıma ne kadar susadın?
İçimdeki kaynağı kurutmuşsun
Her yerime dokunarak.
Aslan çiçeği ağzını açar
İnsan çiçeği aklıyla sallanır
İyi ki doğmadığım sabahların
Dilek kutularında
Cam gibi gördüğün, sırrı düşmüş aynalar
Yarına ramak kala puslu bir simanı silbaştan yansıtır.
-Bugün dünün eseri, yarının ham maddesidir. Neyi stokluyorsun?
Gül dik gülün olsun! Demek isterim sana-
Çığlığın sonsuzluğu
Uzunca bir bulutun ortasında
Öfke kontrolü bu bipolar gezmeler
Ellerim tutunduğu herşeyi özgür bırakıyor
Ki kırıldığı an tutamaçlar
Keşmekeş zaman dilimlerim
Şu beriki ufukta
Ufaktan yine göz kırpıyor.
Aşk en güzel bize yakışır
Sanmalarına inanarak
Acının içinde
Bana nasıl bir son hazırlıyorsun?
Bugünüm olmadan
Nasıl ki yarını mı garanti ediyorsun,
Tcpassenger_ierdogan