Gazoz Kapağı
Küçük beyaz cam şişeler,
Minik ellerde
On bin milyon hayal içlerinde
Küçük çocuklardık
En fazla kıskançlık olabilirdi yüreğimizde
Kapı önüne dizilir
Bir daha o tadı
Asla bulamayacağımızı bilmediğimiz
Gazozları yudumlardık
Ve asla atmazdık gazoz kapaklarını
Hayatımızın en güzel oyunlarını
Oynardık bilmeden
Rengarenk gazoz kapaklarını
Ve saklanbaçları
Kuyruğu bitmek bilmeyen ip atlamaları
Beş taşı, hırsız-polisi
Tepe bayır koşarken parçalanan dizlerimizi
Ve hep pencere ardında izlediğimiz hıdırellezleri
Sanırdım ki ömrümün en büyük
Yangınıydı o ateşler
Elektriklerin kesildiğinde akşamlar
En karanlık günler
Bayram harçlığımla kardeşime aldığım
O küçük uçak, en fukara günler
İşte o gunler
Ömrümün en güzel günleriymiş meğer..
Müşterilerin içip de kapıdaki kasaya bıraktığı gazoz şişelerinin diplerini içerdik. Çocuktuk işte hijyen ya da insan ayrımı bilmiyorduk. Gazoz kapağı çok biriktirdik, havaya attık tekrar topladık. Kapaklar için kavga ettik, üstlerine çivi çakıp işaret yapanlar oldu, misket gibi oynayanlar, tıpkı tasolar gibi her hâlini yaşadık kapakların. Çokça tebrik ediyorum. Anılar canlandı sayenizde. Selamlar, sevgiler, iyi bayramlar Hatice hanım. 🌾🌺🥰
Gazoz kapaklarına "ilik" derdik, ütmek ve ütülmek diye bir terimimiz vardı, bilmedik hiç; büyümenin anlamı ütülmekmiş hayata... Güzel bir anlatım, çok teşekkürler neden mi? içimdeki çocuk herbir satırda hemen oyuna daldı... Tebrikler.