Hüzün Dolu Akşamlar
Kaybolan zamanların şahidiydi takvimler,
Şimdi kim yanar bana, şimdi beni kim dinler?
Yalnızların üstüne yıkılıyordu damlar,
Yaşanıyor sessizce hüzün dolu akşamlar.
Doğmak bilmezdi güneş, olmak bilmezdi sabah;
Dillerde mahzun eyvah, gönüllerde derin; ah!
Yollarda beklenenler yollara çıkmadılar;
Elemle bekleyenler, elemden bıkmadılar.
Ne yüze vurdu ışık, ne güne döndü gece;
Yakarışlar döküldü dillerden hece hece.
Ne duyan oldu yazık, ne uyan oldu sese;
Boğum boğum dizildi kelimeler kafese.
Her gece tekrarlanır tükenmeyen bu masal;
Ne farzdır bu yaşanan, ne ayet gibi kutsal..
Kaybolan zamanlara şahit olur takvimler,
Kimler düşer geceye, kuşanır daha kimler?
Gariplerin üstüne yıkılacak bu damlar;
Yaşanacak sessizce hüzün dolu akşamlar..