Huzursuzluğun Şiiri
bir yangın gecesidir adını saklayıp da döktüğüm
yarı ıssız bir masaldan kopan buğular var üstümde
ahh hatırlıyorum ki gözlerin sahipsiz bir semaver
sokak köşelerinin yalancı tanığı sustukça büyüyen
gecenin sırtına örttüğümüz yıldızlar sahteydi belki
ama ben senin omzuna yasladım tüm geçmişimi
her dalga vurduğunda kıyıya
bir karınca yuvasında hapsolmuş aşk gibi küçülürdük
yüreğimizle kazdığımız kuyular yusufun habersizliğiyle doldu
ahh züleyha kimdi kuşların kanatlarında unuttuğumuz senfoniyi besteleyen
biz ağlamaktan yorulmuş bir dua gibiydik
her amin bir başka ihanetin peçesiydi
gövdemize dolanan acılar
meydanlarda salınan mendil gibi
kırmızı siyah mavi
dudaklarımızda yarım kalmış bir gitme sancısı
ve sen
gözlerindeki ceylan ürkekliğiyle
bana unuttuğum çocukluğumu armağan eden
sahi kaç mısradı aşk
böldük de hiçbir anlam kalmadı geriye
bir gün bizimle gülecek sanmıştık geleceği
her harfi kana susamış bir kalemde saklıdır
her satır bir devrimdir içimizde
ve ben seni tütün kokan ellerinle değil
düşürdüğümüz kelimelerle severim
ah sevgili
ne bir bıçak kadar keskindi aşk
ne de bir yara kadar sessizdi
bizi bölüştükçe büyüttüğümüz zamanın tanığıydı
kuşlar kanat çırptı göçtüler
ama sen hep kaldın o mahzende
kendine bile ulaşamayan bir masalın düşü olarak
işte
bütün çığlıklarımın özeti
ben seni sevdim
bir kış semaverinin altında yanarak
ve söneceğim
bir yaprağın kıvrımında saklanarak
Adını saklayan bir yangın gecesinin buğusundayım.Sustukça büyüyen aşkın yankısı var şiirin bakışlarında.ve gecenin sırtına örtülen sahte yıldızlar altında,geçmişin omzuna yaslanan sevgili var.Eyy kuşlar kanat çırpıp göçerken ,o mahzende kendine dahi ulaşamayan bir masalın düşü olarak kalan sevgili..Çığlıkların özetinde nasıl güzel bir şiirsin.Gün şiirim.Selamlar olsun