İhtiyar Bir Söyleşi

İhtiyar Bir Söyleşi

Ben usanmam yalnızlığın deminden

Kendimle başbaşa söyleşir dururum

Bir sela okundu deminden

Kabrimi deşer devşirir dururum.

Pür d i k k a t kesil Aklım!!!

"Konu muyum konuk mu hayatta"

.......... o ..........

Kabirler dolusu azabı içinde

Gizli bir ruhu var

Ürkünç bu sokaklar artık ve

Uğultusu hiç kesilmez

Büyümüş şehirlerim

Herkese bilet kesilir olmuş

Dakikasında

Frangmanı yıllardır değişmez

Anne replikleri der ama güvenme

Gençlik mi delikanlılık mı

Ben bilirim edasıyla

Bilmediğim elveda şekli kalmamış

Dünler ziyanda, aldanmışım

Çünkü

Bilmediğim merhaba şekli kalmamış

Yarınlar firarda, kandırılmışım

.......... o ..........

Ezinç bakışların

Burunlarında ölmeyi unutmuş bir zirve

Adı gençlikmiş bu neslin

Ben de bunu beğenmiyorum

Kibir giyimli modadan

Zorba teşhirci çaputlardan

Şimdi şimdi anlıyorum

Ve artık

Eskiciyle mandal tokuşu

Yapmıyorum.

Sümer pazen kolalı gömleğimi

bulamıyorum.

.......... o ..........

Yaşlanmış bu hayata

Yaslanmış gel gitler

Geçti dost kervanı biliyorum ama

Biri adımla seslenecek diye de

Çok korkuyorum

Çiseliyor durmadan

Fısıltılar yükseliyor yükseliyor

Gözler mavi ve yeşil

Güneşi söndürdü

O gülüşü ki kader diyelim

İkinci baharın diğer adı sessizlik

Burda yağmurlar olması kesin

Nedenini bilmediğim

Gözlerim ağlamaya dönük

Dağların kara bozgunu gibi

Anlık

Ve ovaların kürtünü sürdüğü yerler gibi

Sığ duruyorum

Biriktiriyorum

Boşluklarımı

Yaşlılığa güven

Yanlışlara diş bileyerek

Savunduğum techizatımı

İstifleyip sırtıma

Yük ediyorum gittiğim her yere

Yarını olmayan süprizler

Hazırlıyorum kendime ve

Buzlarımı eritmiyorum artık

Tek kişilik masamda

Küçük kadehlerle

Fondipliyorum geldikçe

Dua kuşları uçuruyorum göğe

Oksijen pompalıyor

Burda olup bitenden habersiz

Belliki uzak ama şükür ki

Gerçek bir orman var

Bana nefes aldıracak diyorum

Şükrediyorum.

.......... o ..........

Fütursuzca tüketmeyi bilmek istemedim

Hiçbir zaman

Tükenmek yerine, zihnimi üretiyorum

Ne arsa tahvilleri aldım

Ne de hissesenetleri

Klonlama gibi boş hayaller yerine

Ben kurutulan ne varsa

Kışlık gibi,

Baharında koparıldım dalımdan

Sonraya saklananlar rafında

Yerimi almışım

Tazeyim hâlâ?

.......... o ..........

Asvalta kazınmış lastik kokusu içinde

Kaldırımların altında günden uzak

Açmaya çabalayan çimenler üstündeyim

Plastik ve somurtkan

Beton parçacıkları

Gerçekten uzak aynalı camları ile

zirvede yıldızlara dokunuyor

Bense güneşe hasret sarı çimenlere

Dokunuyorum

Bir hırsla içe çekilen izmaritlerin

Arasında

Kâh bitmiş

Kâh bir ucu yanık bir ucu ıslak

Atılmışım

Bir yanım

Yarım kalan öpüş

Diğer yanım yangın...

Doğada ne zaman kayıp olabilirim?

.......... o ..........

Üst üste yığılmış

Anten camlı

Kapıları kilit bilmeyen

Perdesiz evler ile

Etlik yokuşundan Esertepe ye

Tırmanıyorum

Badem ağaçlı bahçelerin içindeki

O Bağ Evlerinden

Uzanıyorum aslında

eski bir zamana

Güzelden griye dönen Ankara' ma

Orman kardeşliği ülkesi talan

YalnızÇam' ın yerine

Önce

Geceler kondu istila

Sonra

Beton şehirler...

Güya istimlak diye

3 metrekare bir küçükde park

Çarşı şenlendi mi şimdi

Bilinmez miydi ki

Ankara yeşile esirdi mavi gökyüzünde

Ben gibi...

Usanmam sorgulardan;

"Konu muyum konuk mu hayatta"


TCPASSENGER_ierdogan

27 Şubat 2025 48 şiiri var.
Beğenenler (5)
Yorumlar