İstanbul
Ay,
Gecesine bekçi olmuş koca şehrin
Gözetliyor caddelerini, sokaklarını
Yıldızlar,
Gökyüzünden süzülerek serpilmiş üstüne
Ne yana baksam ışıl ışıl parlıyor
Altın sarısı bazen kızılımsı renkleriyle
Sahillerinden denizi süslüyor parıltılar
Yakamoza inat
Ben,
Doldurmuşum içine yamalı hayallerimi,
Tazeliğini yitirmiş umutlarımı
Elimde bavulum geçiyorum boğaz köprüsünden
Seyrediyorum gerdanını
Bir yanı gurbet bir yanı sıla
Burası İstanbul
Adres arıyorum yarınlara
Geçerken caddelerinden sokaklarından
Tanıdık bir yüz bakıyorum, telaşlı yürüyen insanlardan
Kimi koştururken gideceğin yöne
Ağır ağır yürüyor kimileri
Gözleri ayağının ucunda dalgın ya da düşünceli
Yedi Tepe diyorlar bu şehre
Tepelerinde, çukurlarında yüksek binalar, sanki kule
İşi gücü olmayanın vay haline
Bir başka his kaplıyor içimi, ürküyorum
Duraklar, metrolar, iskeleler kalabalık, sanki insan seli
Seyrüsefer sıkıştıkça artıyor, sürücülerin çilesi
Motosikletliler arkalarına bakmadan, aralardan geçiyor
Zamanla yarışıyor kuryeler, her birinde geçimin derdi
Elimdeki bavulda bir sızıntı var
Hayallerim buharlaşıyor, umutlarım dökülüyor
Soruyorum bu koca şehirde; ben kimim?
Kaldırımına düşmüş bir katre su gibiyim
Saymıyorum ne geldiğim yer gurbet
Ne de ayrı düştüğüm yer sıla
Her yer beyaz perde, senaryo belli değil
Hayat ne gösterecek, bilmiyorum
Kıyıya vuran bir tekneyim sanki
Kaptansız,
Bir o yana bir bu yana yalpalanırken
Dalgaların keyfine kalmışım
Ey İstanbul, İstanbul
Beni ara, beni bul
Sana geldim, gör beni
Sinende sar beni
Uzun zaman sonra demlenmiş bir yürek ve şiir buldum sayfanda Hayrettin abim. Konusu da İstanbul olunca, ortak duygular çoğalmış mısralarda. Selamlar, sevgiler. Harikaydı şiirin, kalemine sağlık.