Kayısı Ağacı Altında Hiyerofani

bad-ı saba
esme lütfen
cenneti koynunda taşıyanlara ant içtim
siz de
ilahilerle gelmeyin kainatı titreten
korkudan kıyısız panteonlar diriltseniz
çoban kralları yerlerinden etseniz
yenilmez güçle de bükülmez dizlerim
bırakın beni
artık her kimseniz
salıverin
ya da kırıverin kanatlarımı
umudu püsküren yerinden
az önce avucumda sönen güneşler hakkı için
küçücük bir çerağ ateşlensin
iptidai yollarıma ulaşsın bu cılız aydınlık
kurusun şire-i engür dolu kadim kalis dolduğu menbadan
öksüz tîh kanmasın suyunuzdan
veya kül serpin
baştan ayağa
biteviye nurunuzla arınmaz kurtlanmış ellerim
hikmet ayrıldı çamurunuzdan
ayırmayın tek bir saf görkemli sunaklar önünde
öylece babil’i kıskandıran asma bahçelerinizde
aşılmaz yüksekliklere
kulak duymamış dillere
boğaz yırtan kuraklıklara göz diktim
anmasın biriniz beni
yahut anlamasın
yalan yere bile umurumda değil
çözün milenyumların paslı zincirlerini derinliklerinden kalbimin
ya da vurun güdülenemez boynumu
altarın göğe kanayan yüzünden
yetişsin
korun altında fısıltıdan bir çiçek
debdebesiz açsın yapraklarını merhaba desin
ışığı içinden yananlara
veyahut susun
yüzüstü sürükleyin azgın atlarınızın ardında
bertaraf olsun
birkaçımızın karanlığa haykırdığı bîtaraflığımız
kürensin masumiyet
çiğnesin gözbebeklerimizi mübarek hasadınız
çağların nevi temrenleri öğütsün ciğerlerimizi
kayıtlara geçsin bir kuru çalı gözünden
ve de şehadet etsin kendinize azgın şaşkınlığınız
Musa bey az ama öz şiirler yazan elit bir şairimiz tebrik ederim
Tebrik ederim Musa Bey, naif bir bahar esintisi şiir. 🍀
Uzun zamandır beklenen isim. Şiirin durduğu yer çok uzak görünse de birçok okurun hayatının içi. Başarılı sözcük seçimleri ve arasındaki uyum iyiydi. Okurken takılan ayaklarımız orada kalmalı. Tebrik ediyorum şair, başarılı👏