Kendi Leyla’mdır Şimdi Aşk
Gül /istan/bul muş gibi değil buralar...Kendi Leyla’mdır şimdi aşk, çiçek bozuğuyken bitkisel hayat da ki sevdalar. Gün gala gecesi, çıkmıyor vedaların sesi kesildikçe alkışlar
Dün hala sancılı
Sancısız doğuyorken yarınlar
Evcilleşti iyice yalnızlıklar
Çoban aldatıyorken yıldızlar
Kadın eli değmiş kıtlıktır bu,
Aç, açık bütün y/azıklar
Yanıyor kırbam da ki su,
Sürahi ile oynaşırken bardaklar
Kilit taşları anahtarsız
Laftan anlamıyor,
Üstümüze gelen duvarlar
Kolları kadınlı adamlar geçmiş,
Bilinen iskeleden
Sırtlanıp belkilerini
Dün pencere de tül iken
Nedimeler tutarken eteğinden
Dünyanın döndüğünü keşfetmişler
Kendi etraflarında bir kere daha
Beni tekrar yaşa,
Diyemez ki giden
Virgülsüzdür,
Kuyruk takılamayan noktaları
Ben kapamadım ki sonra kapıları
Kapandı kendiliğinden
Günler perdelenirken
İçime sindiremem, içlere sineni
Lam da yok, cim de işte
Asma bıçağıyla bağ bozulurken
Dudağı boyalıdır hüznün
Sebepli üzülürken yaşanmışın inkârı
Şiirler de yaşatılır bazı yaşayanın,
Sonradan görme duyguları
Gözleri suyu sık emer
Eski hikayelerin arka fonunda
Bas/tonlu gibidir dudakları
Deve çanı olur vahaya,
Buz atıkları
Efkâr basmış gibi durur,
İmza kaleminin kara/rsız uçları
Denkler toplanmış bir araya
Boğazı sevmişlerin içi uğurlanırken
İskelede sahte tebessüm
Yanaşanın yolculuğuna
Acabadır halat telaşları
Çımaların boynunda
Sıkılıyor boğaz
Yüzünle konuşamıyor susanlar
Bir telefon kadar,
Yakındır aslında bana
Hatırımı da sorar yalnız kaldıkça
Aynıyım derim hep ben
Bir tavuk göğsünü gösterir
Bir kazan dibini
Şekerleme yaparım yokluğunla
Bir de işte...Bir de
Çok olur gibi olurum
En yakın yabancımla
Ne denir ki...
Gökkuşağı değil ki yağmuruma
Tarçın de hadi uğurlarken kendini...Bu kapanan kapıların şifresi
O şarkı da bizim değil zaten, yanlış basılmış bazı notalar
Suadiyemartikibinyirmibeş
Demir Mutlugil