Kesik Çizgi
iç sesimde adın
bir karayolunun kesik çizgilerinin
tekrarı gibi,
uzanıyor kendimin
kendime olan uzaklığına.
bir kazayız belki de o yolda
çarpışan iki beyaz güvercinin
akan kanının kırmızılığında
her şeyin kaybedildiği bir kazayız belki de
o kesik çizgilerin arasındaki boşluklarda.
oturup seninle bir sahil kenarında
çok uzak diyarlardan göç edip
kıyıya vuran dalgaların karşısında
olması gerekenlerden konuşmayı
isterdim.
günün ucuz haber manşetlerinden
ünsüz bir şairin üç beş akılda kalan dizelerinden
şerefli olmasını umut ettiğimiz
ama olmayan, olmayacak olan politikacılardan
inancın gerekliliğinden ve afrika'dan
vesairelerden
uzun muhabbetler falan
sonunda yorulup sadece bakıştığımız
bir katilin
saldırmak için en uygun anı kolladığı
bir senaryonun kilit sahnesindeki
o ilk göz göze gelme anının dehşetinin
bir ölüm sessizliğine karıştığı an gibi.
bir yerlerde hala yağmurlar yağarken
bir yarısı hala aydınlıkken dünyanın,
sıcak suların soğuk sulara karışmadığı okyanuslarda
kirlenmemiş henüz mavilikler varken
düşünsene
tanrının şiirinde bir imla hatası olmayı
nasıl başardık
ki
hüznümüz,
yalnızlığımız,
olmayışımız bundan.
Şiir hoş geldin