Küllerinden Doğan Çığlık
Duman ve is yaşında gecenin rahmi
Karanlığın kızıl nehrinde,
güneş bir yanılsama.
Kuşlar, aşkın yankısıyla eğilir ve
kalkar
Zaman, turnaların sessizce suya indiği,
Yağmurun teni ıslattığı bir an.
Üşüyen kıyıların sıcak düşleri,
Yolun hüznünden gülün esmerliğine çarpar.
Gölgeleri ören suların derin yumağında,
Çıplak ayaklı çocuklar,
baharın dilinde şiirler taşır.
Küllerinden doğan ışığın yangınında, suskunluklar büyür,
Varoluşun sessiz sazında,
dağların yankı fısıltısı
Uçurumların koynunda, yalnızlığın uyuyan bebeği.
Gizli bir gülümseme, belki de kırık bir sesin çöl menekşesi.
Kent, ağaçların zirvesine bir okyanus gibi yükselirken,
Geceyi uzatırım, gözlerimin çığlığını emzirerek.
Çanların damlaları, acı bir buharın soluksuz göğünden düşer,
İçim ürperir,
bir çocuk bulutları yırtar,
Aydınlığın sarı kanatlarına doğru.
Ayın parçası, zamanın ansızın dudaklarına dökülür,
Buğdayın uzun ve ince bacaklarıyla aşk.
Suskunlukların güncesiyle tohum çatlar,
Özlem,
bir kuşun çığlık ikindisiyle sesime yerleşir.
Her gece, yırtık tülüyle bir tren gelir,
Pencereden sıyrılır
Geçmişin izleri
Menekşeler yüzünü dönsün şiire,
kaleme saygı ile
Sevgiyle kalın 🌺