Kuytudaydım
sürüldüğüm kapılarda çıktığım sonsuz cam bir merdiven
ve altı uçurum öylesine başımı döndüren
üstünde yağmurlar var hışımla göğe yükselen
özgür hayatı sorguluyorum nedense birden
yeni gün şafağa sökerken
neredeyim
bir burgulu yol ayrımındayım uzaklar çağırırken
bıktım artık bu dağınık kalabalığın içinde yürümekten
sürdükçe kendini harcayan bu uzaklara elveda demeye yüzüm yok
günler günleri izlerken
anladım ki yüzümü unutmuştum ben
şimdide nereden geliyorsun dersen
bir takvimin dökülen yaprağındaki süresiz yıllarımdan
yapraklardan sıyrılmış aşınmış günün karanlığındaki koyu bir geceden
kuşların taklalar atarak dikine kalktığı şu karşıki meşeden
ya da kırlarda boy veren şu yabani menekşeden
belki de kuytudaydım…