Müebbet

Uzanıp mavi ufkun diplerine
Gitmek
Öylece gitmek
Zor değil...
Bir ilham gibi ansızın,
Yokluğuna okunmak
Sonsuzluğa sarılıp
Yarınlarına dokunmak
Öyle kolay değil.
Bir şiir gibi...
-Gönüllü olunca bu işler
Sırra kadem basar vazgeçişler-
Can kapısı aralanır
Şehlâ alacakaranlık
basmalarında bedenimin
Şehinşahı bir sevi yüreğimin Serrası
Yalnızlığın girdabında
Kendi etrafına
Özentisiz örülmüş, batırır dikenli tellerini
İki ters bir düz
Yıkık duvarlar emreder
Gitmelerin buğusuna
Kalmaların husumeti kazınır.
-Gitmeler kalmakla düşmandır-
Netlik arayan çırpınışlar
Bir serçenin yüreğinden düşer
Ne zaman ki kelebeklenir
Sözlerin aynasında
Yasılmak usulca
Yaslanıp bir ömür boyu
İstekdir Muebbet uçmamaya mecalsiz.
Kavisli bir yolu yoktur
Bu şehrin menziline süzülür
Önce yağmurlar
Ve ardınsıra sisler
Uzak fenerlerde
Bir sarı ışıktır titreyen
Yine kendimize çeker
Ayetlerle döndüremezsin dümeni
Gönül istediği yöne söner.
Kalabalıktır, çokluğu azımsanmış
Görünmeyişlerin
Sevgi arsızı sandığımız zanların kabullenişlerinde
İki ters bir düz
Yüzleşmelerin
Kör bir noktasıdır bu
elebaşı olur kahr-ı serdümenler.
Lomboz içinden bakılır ki
Deryasına, alabora olma ama
Göremediğimiz
Kal gelmiş Albatros çığlıkları
Nadasa bırakılmamış
Nöbetler tutar dört bir yanda
Cılız ve yalın ayak sürüklenir,
Pusula etrafında unutulmayan gölgeler.
Sırra nemli küflü mantarlarını
Büyütürken
Vicdan çıkmazı
Kendi kendine kesilmiş hükmün
Şeceresidir ellerimizde acı,
Uzun uzadıya sarmalar
Maksutu hüzünler bedenimizi.
Sağrısı,
Sıvazlanmamış bir çocuk
Ne kadar uzanabilir ki gülüşlere
Ve ne kadar boğuşabilir bu derin dalgalarla
İçinde çok büyük elzemdir
Kör odalar hazırlanır ağırlamaya
Kararlılıkla terketmediğindir aşk
Boynumuzda pranga çözemediğimiz
Köklerin uğultusu sarar
Gecenin deminde yol alır
Kâbusu guguklamayı unutmuş baykuşların ateş bakışlarında
Ve bir şahinin ölüm çığlığında
Karanlıklar içinden gelir
Pençe darbesi
Zihnin paramparça...
Arzu nefsin duruhla
Güruh arasında medcezir eder.
Azalır gelir bi ruh
Arsız arzuların hapsiyle
Uzakta kalan olmaz
Ardın sıra uçar yarasalar
Neyin istemesi bu
Çağırdın geldik
Bulutların arkasında olunca
Bizi yok mu sandın?
Ki biZ senin seni ile varız
Bizim bizi ile değil...
Müebbet aşk girizgahında
Aşk uzunca bir asmadır
Eksilip yok olmayan bir tasmadır
Müebbet gönlümüzse
Hangimiz hangimize tutsak
Sen mi, ben mi?
Tcpassenger_i.erdogan