Narenciye Bahçesi
Ve rüzgâr,
Narenciye ağaçlarının saçını okşadı.
Bir yemeni düştü yırtık postallarımın üstüne.
Güneş yaktı beyaz tenini,
Ay utandı,
Gündüz gökyüzünü çıplak bıraktı bu şehirde.
Dualarla bulutları üflediler bahçene,
Oysa daha yeni ıslandı kirpiklerin
Seni everip somunlu dedeye verdiklerinde...
Henüz yirmi beşinde,
Elli elin, el görmemiş evinde.
Nasıl olurda diz kırarsın gençliğine?
Ve rüzgâr,
Narenciye ağaçlarının saçını okşadı.
Yaz vurdu örümcek ağları dolan pencerene.
Saklandı bir cam kenarı buğusu gözlerine,
Gün düştü,
Kara bulutlar yok etti bu şehri de...