Perspektif 4

Bir geceydi...

Denizin kenarında etrafı seyre dalmıştım
yüreğimin derinliğinde elem, keder saklıydı
gece sakin, hava durgun, deniz ise nazlıydı
deniz miydi bu; siluet mi yoksa?
Şaşkındım;
henüz, muzdarip dalgalar derin uykudaydılar
gecenin sihriyle kuşlar yuvalarında esir
yıldızlar Ay'ın tılsımına kapılmış ayaktaydılar



Yanıma sokulunca o garip adam,
kaçmak istedim bir an,
sükûnu bölecek sandım;
zaman ki şimdiki zaman...
dikkate soyununca gördüm ki;
bu gelen piri fani biridir
pirliğinde seher vakti misali
gençliğimin ateşi gizlidir



Dedi:
" Ey ezelî gizlerin peşindeki adam,
pek de akılsızsın;
gözün içindeki gözün açık mıdır ki
perdenin ardına meraktasın..."



Bunu duyunca fırtınalar koptu içimde
arayıştan ölmüştüm, başladım söze:
" Şimdilik şu denizin dalgaları,
yatağında dingin akmaktadır
dünyayı süzen gözlerimde o fırtınanın nabzı
şimdiden atmaktadır
bu durağanlık, bu sessizlik
elemime elem katmaktadır..."



" Kendine hapsolan, garipsediğin bu dalga
yaşamdan başka bir şey değildir
sessizliğin içindeki haykırış,
gürültünün içindeki fısıltı
yaşamın delilidir
Baktın ama görmedin hiç eşyanın ardını
alamazsın tabii ki uzanamadığın bu zevkin tadını...



Kıyının bu sakin akşamında güneşin batışını
seher vakti süratle kayan yıldızların oynaşmasını
gözlerine varıp da konaklayan suyun kuşatmasını
Halil gözüyle görseydin;
kavrardın yaradılışındaki sırrını



Hayat, sadece ziyan ve çıkar endişesinden ibaret değildir
kimi zaman can/ı korumak gerekir,
bazen de teslim olmaktan başka elden ne gelir
Âdem'in yaradılış sırrı; kâinatın özüdür hayat
Ferhad'a sorarsan koca bir dağdır hayat
Mecnûn'da görünen serap ve kum tepeleridir
Aslı'da ise bitip tükenmeyen özlem nehirlerinden başka bir şey değildir.



Yeryüzüne esaretinle, ancak kurumuş bir dere yatağına dönersin
esaret zincirlerini kırdın mı ancak uçsuz bucaksız bir denizsin
O, maddeye hükmetme gücüyle aşikârdır
gerçi toprak bedeninde gizlidir, saklıdır
bu ziyan hanesinde imtihanındır hayat
ham kaldığın sürece toprak yığınısın
pişersen eğer, aman vermeyen bir kılıçsın



Hakikat için can verme arzusu varsa bu kalpte
dile ki; can peyda etsin önce toprak bedeninde
bu geçici yer ve gökyüzünü yakıp yok etsin
ve külünden kendisi için cihan peyda etsin
yaşam gizli gücünü aşikâr etsin
yıldızlardan sana razdan peyda etsin
özgür yaradılışını kölelilikle rüsva etme
ta ki o kıvılcım, ölümsüz ışın peyda etsin



Aşk derdiyle visali arayan
gönlün her an yeni bir virane bulur
köklerinle yeryüzüne bağımlılığın
değil midir uçma yetisini alıp götüren
Sürekli hareketinle daha sağlamlaşır hayatın nabzı
İşte budur ey habersiz, sürekliliği hayatın



Varlık denizinden havalandın kabarcık gibi
gece boyunca ettiğin feryatları gökyüzünü dolaşır şimdi
renk ve koku serabını gülistan sanma
ah ki;
ey gözsüz o kafesi de sakın yuvan sanma
gözlerini dört açıp sözlerimin aynasında
gelecek dönemin sisli-puslu resmini seyret şimdi..."

18 Aralık 2010 38 şiiri var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (1)