Sayrı -v-
Son güz de sana erdi nihâyet.
Şehrimde s/esin duyulsun!
Söylediğim son yalan da sökülüyorken dudaklarımdan;
kulakların bir başka esâretin gölgesinden esinlenecek s/ayrılığı.
Her secdede başka bir tanrı düşünülebiliyorken ayrı dillerin ibâdetinde;
artık hiç bir neden sensizliği çağrıştıramayacaktı dualarda.
Zaman; can kesiği sarmalında sayıklıyor ismini.
Ya kesilecek hesap ya da ezilecek aşk denen azap.
Yaktığım tüm denizlerde soysuz deniz kadınları,
eski bir şarap şişesinde demlenecekler o akşam.
. . ve sen düşlerimin engininde boğulurken yudumlayacaksın
kahrımın sancısını, zehrimin acısını.