Şeytan Tüyü

Şeytan tüyüymüş bak bütün umutlar!
Uçan balonun içine bastırmış
Tüm duygularını,
Gerçek olan acının kaynağı; şu insansılar.
Dünya yalancı, sahtekar ve ikiyüzlülere
kalmış ki
Kabus değil gerçekmiş bu yaşananlar...
Ençok kendine güvenenin boğulduğuna dair bir gerçeği bilerek,
Bir denize dalmak gibidir yaşamak
vede aşık olmak.
Uçsuz bucaksız bir sadakatle açıklara varmak sonrası, sırtıyla yüzleşince;
"Yüzünden" ne gördüğünü de iyi bir düşünmekle son bulmuyor mu ucuz aşık olmak?
Gülü görmeden kokusunu almak gibi anlamsız işte emek vermeler,
Dere değil ki gördüğün, paça sıvamak şöyle dursun,
Nehir sanıp akışına bıraksan da teslimiyetle kendini;
Değer vermekten kalınırmış göçük altında.
İşte o zaman;
enkazı görmeden de toz toprak dolmuşcasına dilin damağına,
Esaslı bir acıyı ciğerlerine kadar nefessiz doldurmanın da adı olmuyor mu yoksa pişman olmak.
Yemek yiyebilmek için vahşi bir tundrada
Ağır kavgaların adı değilmi açlık savaşı.
Sevgiyi, saygısızlıkla parçalayarak,
Açlığını gidermek şöyle dursun da
Unutulup giden o sofrayı toplamanın adı da olmuyor mu yoksa tarumar olmak.
Tükenmek sevenlerin sonu,
Bir törpünün en dişli yeri iken sevilen;
Beklemek, umut etmek ve dilenmek sevenin en büyük meziyeti...
Artık bildiğim birşey var!
Ne vefadan,
Ne sevgiden,
Ne değerden bahsetmeyin bana...
Şeytan tüyüymüş sadece çiçek diye büyütülenler...
Şimdi üfle gitsin!
Nefesin kaldıysa...
Karahindiba diyordu ya animasyonda Sid. Önce bulduğumuzu sanırız. Sonra yanıldığımızı fark ederiz. Hayat, bu sanmalar ve fark edişlerden örülü bir merdiven gibi. Yanılma payı bırakmak şart bu yüzden. Tebrik ediyorum İsmail bey.