Şiir Değildir
bulutsuz gökyüzünün çıplak yüzü
güneşin acımasız bakışlarına dayanamayan dünya
karanlığın ötesi ve sonsuz acımasızlığın kavurduğu handa
topraktan vücut bulan ben meçhulüm kendisini aldatan
hiçbir yerde hiçbir kişi tarafından bulunamayan ben meçhulüm
kalbimi ayak izleri üzerinden vicdanımı imgelere feda ettiğim şiirlerde arıyorum
kötüsün dediler kötüyüm bir zaman hikayesine dönüşen ruhum asla ölmüyor
bir garip yolcusun dediler yolcuyum ama yolum bitmek tükenmek bilmiyor
bir günüm trajedisi ve onun içini dolduran bolca hayal bir hayal ve içini dolduran komediyim
tek kişilik ve tek perdelik son oyun
ağzım ve gözlerim birinden toprak diğerinden yaş dökülüyor
tuza basıyorum acılarımı bir sela duyuyorum ömrüm toprağa çöküyor
toprak nispet yapar gibi ben nispete muhtaç ama sayıklamalarım olabildiğince çıplak
derimi yüzüyorum dişlerim gıcırdıyor ve tam o sırada sela bitiyor
ben ölmüşüm hasat zamanından kalmayım ve hasat bitti
benim yegane arzum huzura kavuşmaktı
yaralarımı saracağımı umduğum bomboş bir dünyadan geldim
beni sarmalayan ihtirasıma ruhumu avlayan korkuma
hayatımı koca bir hiçe indirgeyen
o zalim o amansız tutkuma yenildim
suçluyum
suçum
sevmek benim kendime ve dünyaya karşı giriştiğim hırsızlıktı
hep çalıyordum zaman benim en derin acılarımı söndürürken
insan yeniden yeşertiyordu yara bere içinde kalan dünya
ve kentlere korku veren bayramlar kutlanıyordu
delilerin krallaştığı delillerin karartıldığı han da ben
parmaklıklar arasındaydım sadece şiirlerin tanıklığıyla
beni seyreden omzumun üstünden toprağa
ebediyetten ebediyete intikal ettim
şimdi buradayım
suçluyum
çünkü
insanım
her şey bitiyor şey kalıyor geride
tanımsız duyguların içinde boğulan insan yok oluyor
gerisinde bıraktığı mutluluk bizden çok
diyorum size denedim
denedim beceremedim
buysa insan duygudan yoksun
buysa yaşamak işte ben suçluyum