Son Umut Belgeseli

Göz yaşına dönüşürken benliğim
Uladım bakışlarımı en son bakışlarına...

Git istersen gidebildiğin kadar uzaklara
Zor sökersin perçinimi aklından

İstersen kanat şimdi
İstersen kaldır at kadavra diye
Ya da zehirli bir ok sapla
Sen dolu yüreğime...

Gün geçmez yokluğunda bir bahtı kara
Düş görmelerinde sen açan papatyalar
Kurumuş fesleğenlere ne yalan uydurmalı bilmem ki
Sonsuzluğa akarken zamanın soluk sesi
Umarsız bir kahkaha düzleminde ağlatılar
Son umut belgeseli...

Sökemediğim keven köklerinde kaldı
Ruhuma ilham veren sütün ağusu
Sır dolu gözlerin hışmına tutkun
Konar kirpiklerine puslu telaşın
Suda simgeler suretin...

Tadını vermez hiçbir şey
Ne ayva ne de nar
Unutma beni bahtı karam
Unutma beni ey yâr

Aldırma gözlerimin al giyinmiş rengine
Üşüyorken yokluğunun ayazında...

Kessem mi kollarımı bileklerimden
Bir daha hayaline erişmesinler diye!

Öl bir kere kurtul demesin usum
Yapışıyor yakama en arsız arzularım

Her şey olduğu gibi kalıyor yerli yerinde
Bir müebbet mahkumu kadar suskun ve perişan
Dönüyorum hücreme
Yatağımı topluyor
Çayımı demliyorum
Giyinip kuşanıyorum
Son bitmelerinde adım, adım
Yürüyorum yokluğuna...

Ey koca temmuz
Al artık canımı
Yok satıyor nasılsa günlerin

Gölgesiz gülüşlerime

Ozanca/İzmir

20 Şubat 2015 488 şiiri var.
Yorumlar