Soylu Lordlar Ülkesi: Sümerler k-en-gi (-r)/ II. Kısım
V - Mezarsız Olanın Ağıtı (Dilmun'dan Sonra)
hüznün karanlığı çökerken üzerime
unutulmuş dualar yitip gider sessizce
bir zamanlar güneş gibi parlayan gözlerim
şimdi gölgelerde çırpınır nefessizce
adım gömülsün mü rüzgarın içine
yoksa taşlara mı kazınsın kanımla
ölüm dediğin, yerdeki bir çukur mu yalnızca
bu hiçlik denizinin ortasında
dönüşür mü hayat, ölüm gibi büyük bir anıtla
zannedersin gök delinmiş, ur yeryüzüne düşmüş
anladım ki bu mezar boş bir mühürmüş
VI - Tanrının Ölü Bir Şehirde Unuttuğu
kendi etrafında döner mi zaman
yoksa çemberi çizen biz miyiz zaman zaman
tanrının ölü bir şehirde unuttuğu ferman
enlil'in sessizliğinde kaybolan son kurban
yazgıyı bozan da
yazıyı yazan da
insandı
insan
VII - Ölülerin Yükseldiği Gece (Fırat'ın Kolları)
karardı ay, sükuneti böldü gece
içinde unutulmuş tanrıların haykırışı
insanlar bile terk etti bu toprakları
bir zamanlar tanrılar yıkanırdı bu nehirde
şimdi lanetle taşar fırat’ın kolları
her şey döner, dönmez zaman
su aktıkça tarih tekrar eder kendini
kim hatırlar ki
ölülerin yürüdüğü gece
geri dönenleri
VIII - Kutsal Fahişenin Fermanı
bir gece, ay ışığında bir kadın
eğildi tanrıların önündeki sunakta
kadının dilindeki tat, ölüm kadar sertti
tanrılar elleriyle oydu kutsal boşluğu
kimse sorgulamadı şeytanı
o an cehennem bile döşekten yumuşaktı
aşağıda insanlar, yukarda tanrılar
kadın dedi ki;
"insan kanı tanrılar için akmaz mı
aşkı bulan ölümsüz kalır mı"
kil ve kandan doğurdu bizi tanrılar
ellerinde çekiçle, taşları oydular
her birleşme yeni bir tufanın habercisidir
küllerin içinden yeni bir millet,
ve her tufanda yeni bir adem doğar