Uçurum Şiirleri Serisi /III. Kısım
XIV - Mahşerin Çağrısı
gök delinmişti, yıldızlar düşerken fısıldadı gece
sırların mezarına mühür vurulmuştu, lakin
kanla yazılan bir kehanet sonsuza dek susamazdı
sis çöktüğünde, kimse dönüş yolunu bulamadı
karanlık, ruhları bir anahtar gibi çevirdi kendi içine
gölgeler birbirine karıştı
bu çığlık, eski bir lanetin yankısıydı
cellat, yürüdü üzerine rüzgarın
ne bir adım ne bir nefes duyuldu
"zaman" dedi; çürümüş hatıralarla beslenen
aç bir canavardı
"ey, taşlaşmış kanatlarıyla bekleyen melek" dedim
"kimin kanına boyandı ellerin"
mermer gözlü melek, azap içinde gözlerini kaçırdı
kemikleri sızlarken hatıraların
ölüm, kapıyı aralık bıraktı
Tebrik ederim Mehmet. Azimli, istikrarlı yazıyorsun. Mahşerin çağrısı kulaklarımıza kadar geldi şiirinle. Finalde ürktüm ama o kapı hep aralık kalacak diye düşündüm. Selamlar, sevgiler.