Zincirler Kırıldı
Bir gürültü koptu içimde
Paslı bir halka düştü yere
Zincir kırıldı
Kilitler çözüldü bakışlarımda
Karanlık delindi, ışık sızdı
Bir adım attım sonsuzluğa
Artık beni dikenli yollar korkutmuyor
Ruhum hep sakladı isyanı
Bir kıvılcımdı
Ṣimdi yangın oldu
Kendi sesimle uyandım bu sabaha
Bugün Gökyüzü bile başka maviydi
Zincir kırıldı
Ben yeniden doğdum
Bir Kadın
Bir Ìnsan
Bir devrimim artık
Paslı kelepçeler düştü ellerimden
Zincir kırıldı
Devrim doğdu içimden
İçimde bir kapı aralandı sessizce
Ne rüzgâr çaldı
Ne bir el dokundu
Sadece ben
Ve derin bir “ben” daha
Zincir kırıldı
Bir anahtar bıraktım ardımda
Yıllar boyu
Taşıdığım yükmüş meğer
Kendi kendime ördüğüm kafes
Bir nefes aldım
Bir adım attım
Her adımda bir perde daha indi
Ve zaman durdu o anda sessiz
Gölgelerle konuştum
Korkularla yüzleştim
Her düğümde bir sır çözüldü sanki
Ìçimde biri uyandı
Göğsümde döndü
Eski çağların çanı
Bilinmeyen bir dilde
Çağırdı beni
Zincir kırıldı, ruhum yerinden söküldü
Rüyayla uyanıklık arasında bir çizgi
Orada buldum asıl beni
Ne ismi vardı , ne bedeni
Sadece saf bir varlık
Ezelden beri
Bir damlaydım önce, yitik ve ürkek
Kayalardan süzülen bir ahenk
Kendi içimde kayboldum uzun zaman
Zincir kırıldı
Ve ben oldum Okyanus
Her afiş bir yaraydı
Her duvar bir anı
Zincir sanmışım kendimi kabuğuma
Ṣimdi adımlarım çınlıyor taş sokaklarda
Yeni doğmuş bir ses var
Ayak izimde
Yorgun ellerimle kaldırdım Güneş’i
Umudu ördüm eski yaralardan
Düşlerim parçalanmış aynalardan topladım
Ve her parça
Bir Güneş tuttu içimde
Iṣıkla mühürledim kendimi
Zaman geçip gitti
Gözlerimden uzak
Ama kalbimdeki saat hiç durmadı
Zincirler kırıldı
Zihnimdeki bulutlar dağıldı
sevay
Umudu ördüm eski yaralardan. Gayet akıcı, güzel bir şiir olmuş. Tebrikler...