Anadan Üryandı Sana Aşkım
Zifiri karanlık bir tuvale çizmiştim
resmini bembeyaz fırça darbeleriyle
her renk bin/bir cümbüşle dans ediyordu adeta
ve hayatın acımasız taraflarını yontmuştum
isminin kirli harfleriyle...
Biçare düşmüş hayallerde sana sarılmıştım
pespaye umutlarımla
öbek öbek bulutlar geçiyordu başımdan
koyu gri gözyaşlarıyla
güneş doğuyor gibi oldu sanki bir ara
şafakta turuncu kızıllık belirdi
bilemedim...
güneşin sonsuza dek o gün gökten indiğini...
Simsiyah yalanların toz pembe gelmişti
koşulsuz teslimiyetimle sana inanmıştım
saflığımı en güzel sen kullanmışsın oysa
meğer en çok sende yanılmışım
ki,
kendimi emanet etmiştim sana
şüphe denen illetten sıyrılarak üstelik...
Mecnun inadıyla sevmek nafileymiş seni
ebemkuşağı altında dilemekse aptalca!
ummanda serap kadar yalanmışsın
sıcak ekmeğin buğusu gibi uçucu
emin olmak hüzün fırtınasıdır yüreğime
sen Pinokyo'ya sırdaşmışsın...
Muradım...
yoldaştır artık siyah atlı gece süvarisine
tutuk heceler dilime yâr oldu
muhakeme etmek yersiz
rehberim kalbim değil bundan böyle
tahrip olmuş güvenim tamir olmayacak
iklimler hep kurak
bir daha inanmayacağım,
ruhum anadan üryan çıplak...
''Yalnız sana güvenmiştim
yalnızca sana...
en çok sende yanıldım
en çok sende...''
külkedisi...