Azenya //Bir Devrin Çöküşü//
Dieses Gedicht wurde am 12.01.2010 zum Gedicht des Tages gewählt.
Kendi yalanlarına ilk kendilerini inandıran erkekler, hayatı aşkla sadece bir kez aldatır... Ya kadınlar Azenya ? Gerçeği en doğru yalanın gözlerinde bile göremeyen kadınları o hayat ölümle kaç kez aldatır...?
Azenya //Bir Devrin Çöküşü//
Adınla şahadeti attım dinimden
Ezberine zamansız yakalandım bilesin
Şimdi sen; Ya iman ettiğin rabbe yolla beni duayla
Ya da bırak, sevdanı iman sayayım yüreğime Azenya
Bu akşam bir dilencinin avuçlarından izledim hayatı
Kimliksiz bir zamanı yürüdüm yokluğun çıplak adımlarıyla
En sensiz yanlarımda biletsiz yolcu tedirginliği
Sokaklar sevdim
Kalplerinden sevda sızdıran güzelim cesetler
Dilimden tarifin imkânsız ağıtlarını büyüttüm yalnızlığa
Hasretti zamanın ihtilali
Ve ölüm! Her aşkın ortak lehçesi
Adıma vurduğun sevda kadardı seni susuşum
Her düş gerçeğe binlerce acı barikatladı gözlerinden
Hayat bir sen olamayacak kadar değersiz
Varlığın ise ölümü aratacak kadar isimdi yüzümü nereye dönsem
//Kanlı bir sevda savaşıydı artık bu gökyüzü ve toprakla
Susun pusa karıştığı bir çığlıktı aranan... Yankısız!
Suyun ve ateşin dilini aynı anda konuşmak
Eski bir hayatı güneşte ısıtıp yeniden yaşamaktı suretimde başka sen kalmayıncaya dek //
Ben seni nerenden öptüysem orası başkenti oldu ölümün
Ayrılıktan bozma nakaratlarınla yağmalandı durdu dudaklarında bedenim
Yankılar birikti kulaklarıma sessizliğin ardı
Lanet olası bir acı
Soluk benizli istilalarla boğuştu gözlerimin siyahı her şafak
Teninde kapanan her yara bedenimde sen kanattı durmadan
Sınırsız uzaklığıma yıkılmış şehirler sürgün ettin ihtimallerinle
Ellerin sevdamın en çocuk haline bile bir günah kadar yabancı durdu hep
Gözlerimde bulutlarından çizilmiş suluboya bir resim
Yokluğun göz yaşı koktuğunu ben seninle gördüm Azenya
Zamanı gün hızıyla takvimlerken ömür zamansız yakalandım hayata yasadışı hüzünlerimle
Kabullenilmiş bir ayrılık oldum
Yarına hep dün
Sonun başlangıcı sonuç yazmaya çalıştığı bir sonbahar
Hep sahte ve yorgun bir tebessüm gibi eğreti durdun yüzümde
Çözemedim bir türlü acının üzerine sen diye giyindiğim hayatın mutluluk olamayacağını
Varlığın geceye güneşi doğurmaya çalışan dağların buz tutan yalnızlığı gibiydi
Yokluğun ise o ayaza çırılçıplak yakalanmak
Hayat mı bu kadar karanlıktı
Yoksa karanlığın ta kendisi miydi hayat
Çözemedim Azenya
Fakat kokunu getirecek herhangi bir rüzgâra ruhumu teslim etmeye hazırdım
Saçlarınla bir tuttuğum güneşe gözlerimi
İçinde senin olduğun bir düşe bütün gerçeğimi
//Umut Kısır kadınlarımda evliya türbeleri//
Sonunu kendi elleryle yazan bir savaşçı hiçbir zaman kendini rezilce öldürmez
Her savaşın mağlubu muzafferidir aynı zamanda mağlubiyetin
Çünkü her son bir kahraman ister kendine
Oysa ben ne yürekli savaşlar kaybettim içimde sonu kölelikten öteye gitmeyen
Sen uykuya kararan gözlerin kâbusa ağarmasını bilir misin Azenya
Ya yetim bir çocuğun gözlerindeki isyanı
Hayali düşürdüğün umuda kan
Gerçeğe düşürdüğün yokluğa ölüm bulaşır
Ve ikisinin toplamından çıkan her zaman hayattır
Her mutluluk bir keder taşır özünde
Her gözyaşı bir gülümseme
Çekilen çilelerin mükâfatı hep öncesidir sabrın
Vuslata erebilmenin tek yoludur huzuru terk
Sesin ardı hiçkırık
Susmanın bedeli ihanet
Kaç mevsim aşk kokardı aşk?
Bilinmez!
//Yalnızlık Allaha mahsus deme bana
Çünkü tüm gidişler S/ona//
Seni tuzunla tanıdı hep tenim
Dünüme sızdırdığın acılardan yarına kabuk tutacak bir yara üretemedim
Ne aşkı yazabileceğim kadar bende yaşadın
Nede yazdıklarımı yaşayabilecek kadar aşk oldun
Kandine en az içindeki ben kadar yabancıydın
Her şafağa gün batımı kadar karanlık
Hangi sıcaklıkla yoğurduysam sensizliği bir ölüm bile edemedi
Tene bürünemedi bir türlü zamanla harmanlanan umut
Saklımda bir yalnızlık oldun hep
Ceplerimde ayrılığa tok bir ruh
Kaç ölüm yazdıysan bana yaşadım
Ve gözlerimi açtığım hayata gene seninle başladım
Oysa aşk; cahilin cesareti değil aklın korkaklığıymış Azenya
Anlayamadım!
Ne ben gitmeyi başarabildim senden
Nede sen bu sevdayı sayabildin kendinden
Artık konuşsan da bu aşk hak etmeyecek yaşamı
Biz seninle feryada hazırlanan bir kadının anneliğe topladığı sancılardan ibarettik sadece
Senin yalanların beni düşürdü
Şimdi acıya teselli bile değiliz
//Sevdan bir çocuğun ellerinde yemeye kıyamadığı ekmek
Biliyorum Azenya, biliyorum
Bu hasret beni bir çırpıda tüketmeyecek//
Ayrılıkların sonu vuslat olsaydı her acı sadık kaldırdı hayata
Belki o zaman toprak yuttuğu gibi yeniden doğurur
Kalanlar bile artık hatırlayamazken bizi, gidenlerde unutamazdı belki
Ve ben içimdeki karanlığa inat beklerdim gidişini sessizliğime
Sana yakın hayallerle avunur, düşümü acılarına yatırırdım sensiz ve sabırlı
Yokluğunu adım bilen çocuklara varlığını şahadetime katıp anlatır
Kefenimi kokunla biçen rüzgara gözlerimdeki ölümsüzlüğünle belki de çok gelirdim
Kim bilir belki de gelirdim
Eğer beni gözlerinin renginde sevebilseydin her şafağa karanlığı ellerimle silerdim
Oysa;
Bulutlarına suyun resmini çizen kaç gökyüzü yüzdürebildi ki gemilerini umuda
Şimdi bana inanabileceğim bir yalan söyle
Sancılarımdan derlenmiş ve kalbin cehaletinden yoksun
Mutsuz çocukların gözlerindeki keder kadar üryan
Bana inanabileceğim bir yalan söyle
Son nefesini veren bir hastanın dudaklarından emanet
Bir devrimcinin uğruna işkenceler çektiği dava kadar onurlu
Bana inanabileceğim bir yalan söyle Azenya
Söyle ki;
Beni bir hiç yerine koyan kalbine bu var gücümle son girişim olsun
Sevdayı terk sayan gözlerine iman eden yüreğim ölümü sen saysın
Bu sevdanın kutsallığına bin yemin sığdırırımda, tene bürünürse nefretim, gözlerimden dökülürsün. İnkârın taşıyamaz bu yükü Azenya...
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu akşam bir dilencinin avuçlarında izledim hayatı
Ve adınla başladım bildiğim bütün dualara
Adınla başladım!
Yoktan var olmak adına
Uzun bir soluk lazım şimdi hayata, yeniden ölebilmek için Azenya