Baştan Çıkaran
hicaz akşamları özledim
gül kurusu gamzelere saklanan
şen şakrak insanlarını
kalabalık sofraların
babamın köstekli saatine
annemin ona hayranlıkla bakmasını
ve
akmasını ergenliğe çocukluğumun
damla damla
usulünce sohbetleri özledim
takaza etmeden naif
sanatsal lakırdılarını
nevi şahsına münhasır dillerin
ve
yazılımlarını alt benliğime satır satır
trojen virüslerinden uzak
muzır neşriyatın
akranları özledim resimlerde sırıtan
sapanı kırmasını vicdanda kütüphanelerin
hatta
bütün doktrinleri
hepsi ince ve zarifti
susadıkça dimağları ipeksi donatan
şık görünsün diye fabrikasında hayatın
reşide erdiğinde zaman
komplimanları özledim biraz da
köşe başı sıtmalarını kanaviçe sokağın
ve de
sızmasın avuçlarımdan diye
kana kana içtiğim sevdaları
adları silik bir unultu olsa da
şimdi koca koca kızların
yürümeyi özledim caddelerde
belaya bulaşmadan
bir tiner ya da yankesiciye
endişeyle bakmadan maviliklerim
maviyi özledim, yeşili
ve dahi
beton yığınsız güfte kokan
özgürlük türkülerimi
şiir yazmayı özledim çok
imgeye salto attıran köhbe kalemi
ve
mutfaktan
köfte aşıran beyaz kedimi
nefasetinde özlem aşiftesinin
dün
baştan çıkardı gece yarısı
yazmış bulundum
bugün...
Vaha