Beyaz Tebessümler
Esaretimin keskin çelik zincirleri
Kazıtmaya başlıyor yalnızlığımın ellerini
Çizgili yüzüme yaslanacak ihtiyar yılların
Serin meltemiyle yaşıyorum...
Güz sabahlarının kapısında özletilmiş bir iltica
Biliyorumki yitirmek bulmaktan daha kolay,
Halbuki yoksun çaresiz avutulmalarım
Hep yürütülür ruhumun temsilî sınırlarında;
İhtimalleri yok etmemek
Aşkı daha en başında özlemekmiş..
Bilirim ki..
Gelmeyecek vuslat-ı saatler
Beklemeler ayrılığın tel örgülerine takılı kalacak
Bilirim ay yüzlüm...
İkindi vaktinin avlusunda yaralı güvercinler gibi
Yere seriliyor takatsiz kemirgen sana ait hatıralar...
Sırtımı sıvazlıyor yalnızlığın elleri
Aklımdan çıkmayan beyaz tebessümlerinin
Hatır belasına yaşıyorum...
İlkbahardan hebersiz kupkuru bir yaza geçtim
Gel görki gözü kara hasretler çok iyi bilir beni,
Simsiyah bir gün mü dersin
Bulutlar gebe bir kadın gibi kalır da doğurmaz yağmuru,
Sonra da bir çağlayan olup akar tepemize
Yaz ortası zemheri soğuğu...
Gittiğin gün namluma sürdüğüm kurşun,
Bir gurup vakti yıkanıp ay ışığında
İndirsem tetiği başına,içimdeki yok oluşun
Siyah beyaz yaşıyorum..
Ve.. Bilirim ki..
Yarım kalmış acıklı öykülere
Kurban gitmeyecek kadardır aşk..