Birbirimizin Cuma-sı Olmaya Söz Vermek Gibiydi Aşk
Olağanüstü değildi aşk! Öyle sıradan, öyle basit şeylerdi...
Uyanırken seni görmekti,
Gülümsemendi, Bu sabah kahvaltıyı ben hazırlarım demen gibiydi,
Çayı taşırmandı, Bana gülmendi sonra...
Çok şey değildi istediklerim, Basit, küçük şeylerdi...
Kapıyı arkandan kapatamamamdı, Senin gitmek istemeyişindi,
Senin otobüse binememendi, Benim sevinmemdi...
Bugun ne yapalım dememekti,
Öylesine yaşamaktı...
Sıradışı değildi ama Herkes gibi de değildi,
Kuçucük şeylerden büyük birşeyler yapmak gibiydi...
Perdeleri surekli kapatmak, soyutlanmaktı sanki Kapris yapmamdi,
Senin hic bıkmamandı,
Dudaklarımı bükmemdi. Bu olmaz dediğinde, nazlanmamdı,
sonra senin haklı cıkmandı Hınzır bir gülüşümün ardından,
Hep benim dediğimin olması, ikimizinde bundan mutlu olmasıydı...
Seni kızdırmam gibiydi, senin hep sakin olman gibiydi...
Sıcaktı, soguktu, serindi, ılıktı aşk...
Bildiğimiz seyler gibi...
Yavas yavas havanın kararması,
Bulasıkları sana yıkatmam gibiydi,
Yemeği hazırlaman gibiydi,
Benim yerde yemek istemem, senin hep karşı cıkmandı.
Gözlerine bakıp konusmam, sen konuşurken dudaklarına takılmamdı,
Dalıp gitmemdi sana...
Sonra uzanıp yanyana, hayaller kurmamızdi kara bahtımıza,
En çok sen kurardın hayalleri, ben süslerdim hani, öyle gibiydi işte...
Sonra perdeleri çekip üzerimize, dışımızın ayrılıgını silmek gibiydi..
Ve bir sabah uyanmam, senin hiç gözlerini açmaman gibiydi,
Kahir gibi, ates gibi, cehennem gibi...
Kan gibi, delik deşik kalp gibi...
Aşk, olağanüstü değildi,
Sıradan basit şeylerdi işte,
Doğmak ve ölmek gibi...
Gelmeye direnmek Kalmaya direnmek Ya da kalp çarpıntısına direnememekti...
Öylesine basitti ki, aynaya baktığında aşkın gözlerine gülümsemekti..
Hayatının tümüydü, mucize denemezdi,
Su icmek gibi, yemek yemek gibi, maç izlemek gibi, şarki söylemek gibiydi...
Otobüs duraklarından her geçtiginde, anımsamak gibiydi,
Deniz kenarına takılıp gözlerinin sonsuzluğa dalması gibiydi,
Yorulmak gibiydi ve durdurak bilmeden dinlenmek gibi,
Adım atmaya yeni başlamak ve 'bakın buna aşığım demek gibiydi......
İtiraf etmek ve kurtulmak gibiydi,
Uçurtma uçurtmak gibi,
Elma şekerini ulu orta yemek, Martılara simit atmak, Ağlamak, yanmak, yandıkca yanmak
gibiydi..
Aşk teslimiyet gibi basit birşeydi... Basit...
Öyle anlaşılır, öylece anlaşılmaktı sanki.
Otobüs parası bulamamaktı mesela,
Bügün hava güzel, yürüsek mi? ' demek kadar kolay ,
Hçc bozuntuya vermeden 'evet, harika! ' demek kadar fedakarlıktı.
Sonra yolun ortasında yağmura yakalanmak,
Şenlenip koşuşturmaktı sanki, inadına, öyle çocukca...
Saçlarının arasından süzülüp, Binlerce yol çizen damlalar kadar berrak,
Onların içinde yıkanmak kadar mecazi,
Gözyaşlarına karışması kadar gerçekti...
Ellerinin titreyerek gözlerime gitmesi,
Silip gözlerimin buğusunu, Yüzüne en yakışan gülümsemeni çizmesi gibi...
Aynı güneşin altına doğru koşmak,
Aynı denizin ufkuna bakmaktı.
Aynı simidi ısırmak, aynı bardaktan yudumlamaktı.
Aynı denize dalmak, aynı balığın karnında yaşamak gibiydi...
Aynı düşü görmek gibiydi bazen....
En olağanüstü yanıda, bu kadar sıradandı işte...
Aynı ıssız adaya düşmek ve üç şeyi dilemekti.
Tesadüf ya hani, aynı beyaz evi istemek,
Birbirimizin Cuma'sı olmaya söz vermek gibiydi.
Sonra, 'sen'in beni, benim ise 'sen'i istememdi...
İşte tek ayrılıgımızda buydu!....................