Bu Sabah Aş/k Var Kahvaltıda
....
mutluluğu da öpmeli dudakların bu sabah
hatırladın mı
adını ilk yüreğimin karşı duvarına yazmıştım
gece kaçamaklarında
titrek ellerim fırçasında buluşurken aşkın
yazdım seni bir kere
dilimde erkete
ensemde yasaklarıyla gözler
kulaklarımda küpe nasihatler
ve işte sen
sabahına yetiştiremediğim
aceleci düşlerim
ince bir çizgide atan kalbimin
nükseden hükmüsün kırılgan yanınla
bir buz çiçeği gibi
titreyerek sevilesi yüreğinde
......
bekle
biraz daha canım
......
önce gün ışısın mahmur gözlerine
ki ben sokaklarını beklediğim
düşlerden uyandırayım seni huzurla
kokladığım saçlarının sinen hazzıyla
yarım akıl koşturayım ilk açılan fırına
sıcak birkaç simitle
sabahçı kahvesinden
iki büyük çayla verelim ziyafetimizi
......
bu sabah aş/k yiyelim kahvaltıda
gözlerimiz doysun önce tattığımız nimetle
tutuklu kalsın ellerimiz birbirinde
varsın soğusun simitler ne olur ki
ya da kesilsin çayın buğusu
sen kadar sıcakken dünyam
karun sofrası olur kuru soğuk nimetim
......
canım
can çiçeğim
açtığın yüreğimden kalan kısmıyla
şükredip seni verene
açtığın gözlerimden bu sabah
seni göreyim doymadan
ve ikimiz birden içelim ilk kez
doyarcasına
mutluluk gözyaşıyla
nimet-i aş(k)ı
......
Nar-ı Beyza
yirmibirnisanikibinonüç